Kayıtlar

içimdeki gerçek etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Hücre Notları - 3

Resim
___ Sese irkiliyorum sessizlikte. Küçük bir çocuğun sesine. Gülerek şarkı söylüyor. Nakaratında adım, Defalarca tekrarlanan. Tek kalmak istemeyen, Oyuna dahil edilmek isteyen, Yalnız bir çocuk gibi.. O kocaman yankıların içerisinde, Birinden emin oluyorum. Gidiyorum. Gidiyorum. Gidiyorum. Ses geliyor ama ulaşamıyorum. Yakından geldiğinden eminim. Beni duysun, O da beni bulsun diye, Şarkısına eşlik ediyorum. Daha da yükseliyor sesi. Sesimle bütünleşip, Ağzımdan çıkar gibi. Kendi etrafımda dönüyorum, Bir yandan şarkıya devam ederek. En sevdiğim elbisem üzerimde. Eteğimin renklerinin karışması. Saçlarımın savruluşu. Ellerimin küçüklüğü. Ayaklarımın hızı,. Kocaman bedenimde saklanan, Hissediyorum o küçük kızı. İşte ben buradayım, Yakaladın beni derken, Kıkırdayan cesaretini. Soruyorum ona. Sobelemek için zamanımız var mı? __ * En değerlinize gelsin yazım. Ona iyi bakın. ** Bu yazı, eski notlar ...

Kıssadan Hisse Zamanlar - 56

Resim
__ Gurur.. Benden çok önceden çekip giden.. Yalan.. Söylemedim deyip harekete geçirilen.. Söyledim ama.. Korkudan. Hem de hiç uğruna.. Pişmanlık değil.. Boşluk içimde.. Ama neden korktum? Kaybetmekten mi? Kimi? Neden? Nasıl? Ne zaman? Nerede? Kim ne dedi? Neredesin? ??? Birlikte yaşam kolay dediler. Koca bir tuval.. Tek başına başla.. Çizilir dediler.. Öyle olmuyor efendim.. Çizmeye çalıştıkça, Daha çok dağılıyor.. Koca bir tuvali elele çizmek varken.. Tek başına..  Hiç olup gidiyor. Ağlamak istiyorum.. Güçsüz olduğumdan değil.. Hep döktüğüm zannedildiğinden.. Belki? Ağlayan kadını ciddiye almayanlar.. İnanın ağlamayandan daha kötü değil.. Ağlayan kadın konuşmak isteyen kadındır. Ağlayan kadın vicdanlı kadındır. Ağlayan kadın kaybetmekten korkan kadındır.. Ama öyle bir an geliyor ki.. Aynı kadın bırakıyor herşeyi kenara.. Ağlamayı bırakıyor.. Anlatmayı bırakıyor.. Yuvasına, kendisine geri...

Kıssadan Hisse Zamanlar - 55

Resim
__ Güneşi söndürdüm.. Gece bizimdir. Yıldızları yaktım. Gel hadi.. Rüyaları uyandırdım.. Kabusları kovdum.. Islak yastığı kuruttum. Uyuyalım hadi.. Diz dilekleri Cümle cümle.. Bizi koy ortasına, Nakşet bizi hadi.. Durdurdum dünyayı. Zaman kelimesini sildim. Maviye yeşil çaldım, Otur hadi. Yarım yol yok artık. Ağlamaktan bıktım Aldım elime kalemimi, Oku beni hadi.. __ * Şu sıra bir sürü hayal var içimde.. Hepsinin kendime ait olanından. Ve bir sürü cümlem.. Unutmamak gerekiyormuş.. Kovulduğunuz hayat, yuva...  Size ait olmayan ne varsa.. Kayıp gitmeye mahkum. Ardınızda bıraktığınız hayat yaşanması gerek olan tarafı..  Gelecek sizin belirlediklerinizle, kalan insanların etkiledikleri kadar..   Her zaman önce kendinizsiniz. Çok sevin ama önce kendinizden başlayın.. ** Yıllarca aklıma estikçe izlerdim.. En sevdiğim ama yayınlanmamış olan reklamı paylaşmak isterim..  

Ferzan Özpetek 'in İstanbul'u Kıpkırmızı

Resim
__ "Hiçbir şey aşktan önemli değildir." der yazar Ferzan Özpetek.. Önemli midir? __ İlk kitap..  İlk deneme..  Göstermekten daha zor olan kelimelerle anlatmaktır.. Doğru bildiği, istediğini anlatmak özellikle.. Okuyucunun hayal gücüne bırakmak.. Onlar hikaye kahramanlarını düşlerinde yaratırken her birine eşlik etmek.. Kitabı bitirtmeyi sağlamak.. Bittiğinde ise "İşte bu." dedirttirmek.. Ferzan Özpetek'in de insani duygularla bunu düşündüğünden neredeyse eminim. Fakat Ferzan Özpetek deyince şöyle bir gerçek var ki; o da kesinlikle  Ferzan  duyguların adamı. Bunu bir cinsiyet seçmeden yapıyor. Seçimleri her ne olursa olsun bunu "AŞK" için yapıyor..  Okuduklarınızdan anladığınız doğru. Bir Ferzan Özpetek hayranıyım ve toz konduramıyorum ona. Bugün kuracağım her cümle O'nun şerefine.. "İstanbul Kırmızısı" kitabını okudum ve duygularımı herkesle paylaşmak istedim.  Kitap bir adam ve bir kadının kendi öykülerini anlatıyor. Romand...

Halet-i Nuriye - 1

Resim
Değişmem demeyin. Bir yerde, biri ya da bir şey piminizi çekip asıl sizi patlatıyor. Sonra başka bir sen olarak sahnelere geri dönüyorsunuz. Ne zaman olduğunu önemsemeyin. Yansımanıza gülümseyin bol bol, yeter. Ve bazen, hatta sıkça da olabilir umur-sa-ma-yın. Belirtmeyi es geçmek istemiyorum. Değişmeyen tek düşüncem ise, çok sevin. Evet, çok sevin. Ama en çok kendinizi. Kendi yaralarınızı,başarılarınızı, yeteneklerinizi,beceremediklerinizi.. Sonra değer gördüğünüz herşeyi. Bir bitkiyi bile. Sevdikçe, güçlenir insan. Sevdikçe, sizi kötü eden her ne ise erir. Evet, bir cadı misali:) Eylül, güzeldir.. Kaydedin bunu bir yere. * Eee okuyucu dostlar yeni bir seri daha başlasın. Halet-i Nuriye, hepimize hayırlı uğurlu olsun. En çok da bana :) ** Su Soley.. Kadın gibi kadın.. İzlerken, dinlerken çok zevk vermekte bana. " Bu yaz" şarkısını dinleyin hadi.. Güzel zamanlar dilerim.

Kabus Notları - 14

Resim
__ Kusuyordu kadın cümleleri... Nefes almadan.. Kımıldayan bir sürü görüntü. Tüm beynindekiler can çekişiyordu. Kurtarılmaya layık mıydı? Kurtarılabilir miydi? Düşünecek aklı kalmamıştı. En ilkel haliymiş gibi. Evcilleştirilmemiş bir hayvan gibi. Yerdekiler renklerini kaybetmişti. Kadın güçsüzce soluklanıyordu. Duvar dibi dost oluyordu. Sırtını yasladığı ama çaresiz. Zili çalıyordu durmadan.. Sanki içeride biri varmış gibi. Neden çalıyor? diye düşündü kadın. Ölüm ne vakittir oturuyor bir evde? Ölmek için bir yumru sesi mi gerekti? Kadın ölmüştü. Kustuğu o an yaşamını yitirmişti. Ağız dolusu bir sürü yaşamak. Tüm varlığını işte o an kaybetmişti. Ölmüştü. Emindi. Alçalıp, yükselen bedeni yalan söylüyordu. Banyoda biri bulana kadar bu tek gerçekti. Kendi gerçeği. Ona ait kalan tek ve ilk şey bu olmuştu. Boşluğa fısıldıyordu durmadan. Neden? Neden? Neden? Durmadan.. Sayısı artan neden sorusu onu kurtaracakmış gibi... __ * Yazamayacak zamanlar değil...

Kıssadan Hisse Zamanlar - 27

Resim
Aklımda verdiğim tüm sözler. Yarısı tutulmakta zora kalmış. Diğerleri seninle yolda kaybolmuş. Sözlerin makus talihi bu; verildiği yerde kalmak. Aklımda bitirdiğim tüm cümleler. Ben konuşurken şaşırıyorum duyduklarıma, Sen ise dinlerken. Bu da bizim makus talihimiz;sorguladığımız yerde kalmak. Aklımda unutmaya çalıştığım o bedenin. Kimine çirkin gelen. Gözlerin parlaklığından içimi aydınlatan o suretin. Gözlerin benim makus talihsizliğim; ışığını örtmek gözlerime. Aklımda beynimde çınlayan sözlerin. Bir adım sonramızı anlatan öyküyü okumuş gibi, Kendinden emin inandırmaya çalıştığın sözlerin. Bu da senin makus talihsizliğin; ellerime ırak kalmak. 13.03.2012 * Volkan Konak - Rüzgar ... Güzel bir parça. Sevmeyi bilen adam candır. Sevmeyi becermek meziyet şimdiki zamanlarda. Sevememek ziyan işi.

Kabus Notları - 4

Resim
Yalan... Beş harfli bir felaket sadece Seninle aramızdaki köprüleri yıkan. Afet gibiydi o gün. Afet gibi bir anda geldi. Afet gibi darmadağın etti herşeyi. Günlerden 14'üydü, Aylardan takvimde en kısası, Hatırası resmi bir gün gibi. Unutulmaz bir afet gibi. Bir yalanla gelen zelzelenin, Kalbimin kocaman kırıklığında, Aklımın dayanamayıp yıkıldığı, Gözlerime sel basmasıydı o gün. Afet gibiydi o gün. Afet gibi bir anda geldi. Afet gibi darmadağın etti herşeyi. *Kabus notları yavaşta olsa devam ediyor. Bu sefer yarım bir yazı değil. Daha fazlası eklenmiyor üstüne sadece. ** Özel günlerden biri olarak sayılan Sevgililer Gününüzü kutlarım. Bugün Google' a bir göz atın derim. Benim için hiç bir zaman özelmiş gibi olmadı. Olmaya çalıştığı gün ise koca bir felaketti. O yüzden uydurma bir gün, önemi yok diyen kişilerden biriyim. Yine de kutlu mutlu olsun. Herkes bir olsun. *** Sezen Aksu - Sorma parçası gelsin. Çok sevin.

Kıssadan Hisse Zamanlar - 26

Resim
Kavuşacağımızı haber verir gibi çaldı kulağıma melodiler. Bir sevinç, bir heyecan bende. Gelin olacakmışım misali. Yüzüne o kadar hasret kalmışım ki; Kaldırsan başımı, ilk defa görmüş gibi bakacak gözlerim. Gariptir, bildiğim surete meraklanıyorum. Piyanonun tuşları harfler gibi sırayla basıyor. “Geliyor, bak yolda.” Diyor sanki. Hızlandıkça al basıyor yüzümü, Melodi tekrarlandıkça dudaklarım, dilim kuruyor. Herşey seyrinde ilerlerken, bir sessizlik çöküyor. Notalar bir yerde son buluyor ki, ses gelmiyor. Sana da yolda birşey oluyor ki, sen gelmiyorsun. * Dün gece 02:01 de döküldü cümleler. Rahmetli Onno Tunç' un On:Ay şarkısını dinlerken. Garip bir şekilde defterime sarılmama sebep oldu parça. ** Orç 'a paylaşımından dolayı ayrıca teşekkür ederim. Hep özel olmak zorunda, yapacak bir şey yok sanırım.

Kıssadan Hisse Zamanlar - 24

Resim
__ Te krar düşleyemiyorum seni. Yeni zamanlar giydiremiyorum. Sanki bir arabadayım. Hızla giderken yolda, camdan sabitlenmiş bakışlarım dışarıdakileri silik görüyor. Net bir kaç ayrıntı var önümde. İstanbul var. Galata köprüsü var. Koca bir ay var parlayan. Ve şehrin denize yansıyan ışıkları. Tek bir sima çalınmıyor gözlerime. Hızlıca geçiyorum şehrimden. Hızlıca siliniyor herşey. Oysa mıhlamıştım yüzünü,. Güneş’ i gündüze, Ay’ ı geceye mıhlar gibi. Herşey yerinde bakarsan. Ay, güneş, İstanbul. Bir terslik var bu işte. Uyurken çekip gitmiş olmalısın. Olmalısın ki yoksun artık. Şehrimden durmadan geçen mevsim gibi. Sen de gittin bir uyku aralığında. __ * Dün oturup bunları karalıyorken kalabalığın ortasında, ezber kalan görüntüleri sildim gözümün önünden. Sessizleştim biraz daha. Büyük ironi biliyorum ama daha çok karıştım kalabalığa. Tören gibi gördüklerim. ** Aklımda bir sürü şarkı var aslında. Gitme kararı alan biri olarak, kendimce bir sürü parça.. Bülent ...

Öldürmeyen... Yaşatmayan...

Resim
Bir gitmek duygusu vardı içimde. Kapısı sadece bana açık. Öyle ki kapıyı ne bir fani çalsın istiyorum. Ne de bir ölü. Dursa önünde kapının, beklese hakir göreceğim. Değişen Ben’ e şaşırmayı bırakıp,bir el de ben vereceğim. Arada bir tıkırtı sesleri geliyor dışarıdan. Belli ki bazıları vurup kaçıyor. Bazı zamanlarda rüzgar benimle oyun oynuyor. Ama nasıl ölmüşse merak duygum, senin kapıda olma ihtimalin bile kıpırdatmıyor yüreğimi. Bu yüzden tıkırdayan sadece kapı oluyor. Gitmek nasıl bir zırhsa, -Ağır ve karanlık gelse gerek.- bakmıyorum da dışarı. __ İçimle konuşuyorum şimdi. Hatırlatıyor birer birer herşeyi. Kapının arkasında kalman, daha da anlamlı oluyor. Olmayışın, içerideki seni sonsuz kılıyor. Biçare kalışını örtüyor. Korkak savaşlarından beni uzak tutuyor. Tek sıkıntı; sıcaklığındı eskiden. Nasıl alıştıysam yoktan var etmeye, sana sensiz bile kavuşuyorum. İlk yarattığım sen gibi. Son halin çoktan ölmüş yabancı biri. Oturdum şimdi evimde tek başına, gidişimi anlamlandırıyorum ...

Kıssadan Hisse Zamanlar - 22

Resim
__ Tanıdık bir yola çıkmaya çalışıyorum bu karanlık yoldan. Arnavut kaldırımlarına çokça adımlar sakladığımız, ucu ışıklı bir yol. Sen bensiz ne kadar geçmişsindir bilmem ama, ben sensiz çokça geçtim buradan. Yetim kalmış adımlarıma inat biraz da güçlü bastım her adımımı. Kimseyle olamayacağını bilerek, gölgelerin oyununa inanmadım. Bir vazgeçmek var yolumuzda. - ki en büyük korkum.- Ya ben vazgeçersem? Ya da sen? Hep bıraktığımız yerden başlarken, birimiz ya geç kalırsa?  Tek başınalıkla, gölgelerle arkadaş olursak? Vazgeçipte bir gölge olursak? Aklımızın kirlileri tüm güzellikleri kapatır da, göremezsek "biz" olmanın başkalığını.  Şimdiki zamanları bile eritenler varken, şu arnavut kaldırımında çamur olup, bir yağmur sonrası kaybolmakta var. Olmaz aslında da hiç biri. Her zaman ki ben işte. Korkularımızı diziyorum tespih gibi,  kurutuyorum sonrasında. Yaşamak tek. Söylenenlere göre, teki kaybettikten sonrası çok uzaklarda. Orada bile yol ikiye ayrılı...

Kıssadan Hisse Zamanlar - 21

Resim
__ İnceden bir yağmur, düşerken şehrime, seni, sen kokan zamanlarını gönderdim rüzgara. Sen şehrimden kaçtığını sanarken, bırakmadım düşlerimi. Ben koktu şehrin. Sen yine kaçamadın. Gördüklerin olmak. Kokladığın olmak. Ben çoktan oralara karıştım. Şehrimden istemesem de koptum. Vatanımı istila eden düşman gibi değil de, göçüm gibisin. Sığındığım bu şehrin, artık benim de şehrim oldu. Fabrika çıkışlı düşüncelerin arasında yaşamaya çalışmaktan çok, yaşamak için. __ "G öremediğimden dileğim... Ne garip. Göremediğimden görülebilecek zamanlar dilemek. Başka zamanlar da, farklı zamanlar yaşamayı istemek. Herşey bir yana; asıl garip olan bu zamanlarda sevip, kalmak olsa gerek. Kalmak gibi gitmekten, gitmek gibi kalmakta artık insanlar. " * Öğle arası notu gibi oldu. Bir anda. Rüyamın da etkisi belki de. ** Dün gece uzun zamandan sonra kesintisiz uyudum. Rüyamda da edebiyat almış başını gitmekte. Çemberimde Gül Oya'dan hatıra bu cümleler, odamda da asılıdır...

Kıssadan Hisse Zamanlar - 20

Resim
"Alsan da ellerinle yıkasan yüreğimi, Temizlense tüm siyahım. Yine bahar koksam, Çocuk zamanlarımdaki gibi. Açılsa ellerim korkmadan, Babama uzanır gibi düşünmeden. Çalınan düşlerimi bulmuş olsan, Ellerinden kavuşsam geciktiklerime." * Eskilere bir tek cümle eklemek istemeden başlıyorum, sonrasında değişen duygularla eklerken buluyorum kendimi. ** Geç olsun, güç olmasın. Bu paylaşımı diğerleri gibi yapmakta farz olsun bana. Doğa İçin Çal ekibinin 3. çalışması; Gesi Bağları - Çemberimde Gül Oya- Çay elinden Öteye.. *** Gesi Bağları türküsüde bana gelmiş olsun. Güzel zamanlar olsun. Sabun köpüğü zamanlar olmasın.Hep olsun. Daim olsun.

Kabus Notları - 1

Resim
"Ruhum bile boğuluyor sensizliğinde. Nasıl da derin. Nasıl da siyah. Görmediklerim korkutuyor beni; Düşerim de sensiz derinliğine, boğulurum diye." *Kesik kesik uykularımda o kadar çok kabus görür oldum ki. Hatırladığım çok net görüntüler yok. Fakat bazı belirgin sahneleri net hatırlıyorum. Mesela,gece yukardakileri fısıldıyordum. Sanırım rüyalarda da karalamaya başladım.** Kaybedenler Kulubü - Bazen ... *** Ve evet artık Kabus Notları da başlar. İyi bir hafta olsun.

Kıssadan Hisse Zamanlar - 18

Resim
Bir "ben" vardı ki benim içimde. Kocaman dünyalar, hayatlar sığdırdı. Bazen koştu. Bazen başı boş yürüdü. Bazen sadece durdu. Bazen dönüp gitti. Ama öyle bir zaman geldi ki... Sen hep vardın. Ben hep vardım. Sanki birbirimize sırtlarımızı dönmüştük. Sadece varlığımızdan emindik önce. Sonra bir gece, bir anda yüzümüzü döndük birbirimize. Ve tek nefes olduk büyük bir hevesle. O an tek olan "ben", "sen" ' e karıştı. Hiç tereddütsüz. Yolcu ettiğim birinin geri dönüşü gibi; Özlemle, sevinçle. Zaman ne yaptı bize bilmem. Takvim yapraklarını atarken, neler attık çöpe? Ya da "ben" deki "sen", "Sen" deki "ben" nereye saklandı? Bir gün "sen" gittin yanıbaşımdan. Ertesi sabah "ben"siz uyandım yeni güne. Nasıl tuttuysak ellerimizi... Kim bilir? Giderken  içimdeki "ben" i de alıp götürmüş. Bencillik miydi bunun adı? "Ben"i "ben" siz bırakmak. Nered...

Kıssadan Hisse Zamanlar - 17

Resim
Alevler sarmış çevremi. Görürüm o orada, görmez beni. Ağlasam da söndürsem ateşi. Çıksam karşısına sevse beni. Dilim lal olmuş, yüreğim kilit. Tutsa elleriyle silse tüm yanık izlerimi. __ Kül olacak ateşte elbet. Suyu arayacak yüreği. Ateş gelmez belki ayağına suyun. Ama açar yüreğini ateşe. Demese de bilirim beni istediğini. Söndüremese de ateşle buhar olup gideceğini. *Metis defterinin bitmesine az kala. Karıştırdım biraz sayfaları. Yukarıdaki cümleleri buldum. Eskisi gibi bencil olmadığımdan paylaştım hemen. ** İşten ve sosyal hayatımdan dolayı yoğun dönemlerdeyim. Hep bir koşturma. Yollarda, uyumadan önce deftere notlar almaya devam ediyorum tabii ki yine. Blogun temasının bile değişme vakti geldi bence. *** Multitap'ın Battaniyem ve Çıbık gibi hareketli parçalarından sonra "Ben anlarım ." parçası; beni gerçekten çok şaşırttı. Sözleri ve müziği , şu Kasım'ın bir başkalığını göremediğimiz dönemlerde güzel gitti. Devamını bekleriz.

Kıssadan Hisse Zamanlar - 12

Resim
__ Ötelemek ve öteki olmak sırayla. "Gitme" cümlenle fark edilen gerçek.  Ötelerken hayatımızı her seferinde, Ötelenen de olmuşsun bir yandan da. Öteki olmak için de zaman dolduruyorsun şimdileri. Ne büyük ironi ama. Gitme diyen birinin, gitmesi. Kalıyor gibi duran, aslında gitmeye hazırlanan. Vakit gece yarısı olmuş. Öteki Ben oluyorum yazarken. Açıyorum cümlelerimin sonunu. Üç noktalarla uzatıyorum bitişleri. Git ve gelme diye. Öteliyorum seni diğer cümlelere, isimlere. Ötekileştiriyorum aklımda seni. Artık öteki insan oluyorsun. __ * Günün cümleleri.  Uyuklamaya yakın çıktı. Öteki olmaya mecbur olan herkes, herşeye ithafen olsun bu yazdığım da. Hatta gün özeti gibi. ** Tüm gün aralıksız bu parçayı dinlediğim günler olurdu. Büyük bir aradan sonra arşiv karıştırması sonucu geri döndü.

Kıssadan Hisse Zamanlar - 11

Resim
Tekil şahıslarla devam ediyorduk yolumuza. Mutluyduk bu halimizle. Kesik kesik hatıramda o günler. Gülüyoruz hep. Dokunuyoruz şefkatle. Ağlasak da korkmuyoruz. Neler oldu bilmiyorum? Sen ve ben. – Aramızdaki Ve’nin anlamı bu kadar büyük olabilir miydi?- Öteledik Ve’ yi ve biz olduk. Sonra bazen sen ve ben, bazen de biz. Şu an ne ben’im, ne sen,ne de biz. __ Uyanamıyorum şimdi de. Rüyada olduğumu bile yeni farkediyorum. Rüyada; başka birinin rüyasında. Nasıl yaptın bunu bana? Düşlerin arasına sıkıştırdın önce beni, Kabuslarla bıraktın şimdi de. 2 çirkin adam, kollarımdan çekip götürüyor beni. Bağırıyorum durmadan, kurtarırsın diye. Aynı yönde bile değildi adımlarımız. Sen ağır adımlarla ilerlemene rağmen, Benim koşan cümlelerim yetişemiyor yüreğine. Biliyorum bu yürüyüşü. Gitmek değil bunun adı. Terk etmek. __ Mütemadiyen süren bir acı. Ellerimi üşüten, gözlerimi yaşlara boğan. Ne kadar sürecek bu? Hücreye tıkılmış bir mahkum gibi. "Suçsuzum" c...

Kıssadan Hisse Zamanlar - 10

Resim
Sahipsiz gibi herşey. Yağmur vuran camımdaki buğu gibi. Yok olacak sanki, gözlerimi indirsem. Belki de o yüzden durmadan yazıyorum. Döktüğüm cümleler ne vakit ses olsa; ardında sadece yüzümü hatırladığın için. - Belki onu bile hatırlamıyorsun.-  Ama yazsam öyle mi? __ Bir sayfaya, insan hem aşkını hem de nefretini anlatabilir mi? Hayır, deme.  Yazıyorum işte. Çevirdikçe gülüyorum. Çevirdikçe ağlıyorum. Çevirdikçe hem ölüp, hem de diriliyorum. Gerçek işte, mürekkeple mıhlanmış yerine. Gitmiyor. Terk etmiyor. Aldatmıyor. Yalan söylemiyor. Çevir ve oku.  Bu kadar. Emanet bırakılan herşeyin sahibi oluyorsun her noktanın sonunda. Paylaşıyorum bazen lokmamı, serpiyorum ellerimle bazılarını. Bir şarkı gibi seslenemiyorum belki ama, yüreklerine misafir oluyorum. Tek gitmiyorum sadece. Seni de götürüyorum hep yanımda. Öyle ki bilmeden "biz" oluyoruz. - İstemeden tabii.- ___ Unutmayı unuttum yazalı.  Silgi tutmayan mürekkepleri tuttum yanımda. Bir d...