Kayıtlar

Ezginin Günlüğü etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Fısıltı Notları - 4

Resim
__ Bir yarım dünya kadehe şarabı damlatırken, içimi döküyor gibi oluyorum. Yavaşça ve dikkatle... Her yere yayılıyor kokusu. İçinde tüm birikenler doluyor burnuma. Bir yudum ekşitiyor dilimi. Karışıyor kokusuyla, dolduruyor ağzımı. Yuttuğum yakıyor boğazımı. Eskimiş, ekşimiş. Gerisi üzüm gerisi kırmızı... __ * İptal olan planlar, durmadan çalışmalar falan bir yana...Bir başka zamanlar şu sıra şimdi. Hep deliyim, hep cesur. Ama izliyorum sadece. **Ezginin Günlüğü olsun zamanlardan. Signomi şarkısı vardı dilimde. *** Ufak bir not; ölüm nefes alışverişinin bir anında gizli. Pişman olmaktansa, pişman etmek iyidir. Keyfinizi bozmayın. Çok sevin.

Öldürmeyen... Yaşatmayan...

Resim
Bir gitmek duygusu vardı içimde. Kapısı sadece bana açık. Öyle ki kapıyı ne bir fani çalsın istiyorum. Ne de bir ölü. Dursa önünde kapının, beklese hakir göreceğim. Değişen Ben’ e şaşırmayı bırakıp,bir el de ben vereceğim. Arada bir tıkırtı sesleri geliyor dışarıdan. Belli ki bazıları vurup kaçıyor. Bazı zamanlarda rüzgar benimle oyun oynuyor. Ama nasıl ölmüşse merak duygum, senin kapıda olma ihtimalin bile kıpırdatmıyor yüreğimi. Bu yüzden tıkırdayan sadece kapı oluyor. Gitmek nasıl bir zırhsa, -Ağır ve karanlık gelse gerek.- bakmıyorum da dışarı. __ İçimle konuşuyorum şimdi. Hatırlatıyor birer birer herşeyi. Kapının arkasında kalman, daha da anlamlı oluyor. Olmayışın, içerideki seni sonsuz kılıyor. Biçare kalışını örtüyor. Korkak savaşlarından beni uzak tutuyor. Tek sıkıntı; sıcaklığındı eskiden. Nasıl alıştıysam yoktan var etmeye, sana sensiz bile kavuşuyorum. İlk yarattığım sen gibi. Son halin çoktan ölmüş yabancı biri. Oturdum şimdi evimde tek başına, gidişimi anlamlandırıyorum ...

Kıssadan Hisse Zamanlar - 7

Resim
Işıkları kapatmıyordu çok zamandır. Ezan sesiyle irkiliyordu bazı sabahlar. Uykusu bir saati tamamlamadan,uyanıp bir daha dalıyordu uykuya. Her birinde farklı rüyalar görüyordu hatırlamadığı. Sabah ilk işi, Işığı kapatmak oluyordu ve aynadaki suretin varlığını kontrol etmek. Hep aynı mimiklere sahipti. Sert ve kararlı yürürdü. Ama tek bir ses ürkütürdü. Mütemadiyen içinden konuşurdu, dışındaki sessizliğin tersine. Bazen zaman kovalıyordu, bazen zaman onu. Yakalasa zamanı kendi salıyordu da ipini, Zaman onun kadar merhametli değildi. Yakaladı mı canını acıtmadan bırakmazdı. Alışkanlık denen mereti de bu sayede öğrenmişti. Alışmıştı mesela acıtmasına. Yüzüne vuran rüzgar misali, yürümeye devam ederdi. Konuşurken kelimeler sırasız dökülürdü, Ara sıra aklındakilerle karışırdı da farkettirmezdi. Dinlerken düşler kurar, konuşurken orada olurdu. Gününü, sadece o günmüş gibi yaşar, Bir anda kararlar verirdi. Gitmek,gelmek,affetmek,kovmak... Ölmek dışında herşeyi. Olmasa...

Sevmek kolay

Bir sıcak söz, bir demlik çay İşte sevmek bu kadar kolay Bastığımız toprak, gökyüzünde ay Al tut elimi, bu kadar kolay Göklere çıkmasak olmaz mı, olmaz mı Yıldızları tutmasak? Dağları delmesek olmaz mı, olmaz mı Mecnun gibi yanmasak? Her mevsim bahar, ılık bi rüzgar Kapılsam gitsem, bu kadar kolay Samanlık seyran, gönlüm saray Al tut elimi, bu kadar kolay *Ezginin Günlüğü o kadar zaman sonra...