Öldürmeyen... Yaşatmayan...
Bir gitmek duygusu vardı içimde. Kapısı sadece bana açık. Öyle ki kapıyı ne bir fani çalsın istiyorum. Ne de bir ölü. Dursa önünde kapının, beklese hakir göreceğim. Değişen Ben’ e şaşırmayı bırakıp,bir el de ben vereceğim. Arada bir tıkırtı sesleri geliyor dışarıdan. Belli ki bazıları vurup kaçıyor. Bazı zamanlarda rüzgar benimle oyun oynuyor. Ama nasıl ölmüşse merak duygum, senin kapıda olma ihtimalin bile kıpırdatmıyor yüreğimi. Bu yüzden tıkırdayan sadece kapı oluyor. Gitmek nasıl bir zırhsa, -Ağır ve karanlık gelse gerek.- bakmıyorum da dışarı. __ İçimle konuşuyorum şimdi. Hatırlatıyor birer birer herşeyi. Kapının arkasında kalman, daha da anlamlı oluyor. Olmayışın, içerideki seni sonsuz kılıyor. Biçare kalışını örtüyor. Korkak savaşlarından beni uzak tutuyor. Tek sıkıntı; sıcaklığındı eskiden. Nasıl alıştıysam yoktan var etmeye, sana sensiz bile kavuşuyorum. İlk yarattığım sen gibi. Son halin çoktan ölmüş yabancı biri. Oturdum şimdi evimde tek başına, gidişimi anlamlandırıyorum ...