Kayıtlar

deneme etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Kıssadan Hisse Zamanlar - 51 / Bir Başka Yer

Resim
Uğrarsın ara sıra.. Bakışların bekler köşede.. Bilirim.. Elinde değil.. Gizli olan.. Güzel olan.. Dönüyor küre durmadan.. Sen sabit yerinde.. Gizlice baktığını sanan.. Merhaba Dünya! Kayan bir yıldız ileride.. Dileğimi tutturuyorum ucuna.. Vardığını sandığım yerde.. Dileğim .. Seninle.. İpince bir yol var.. Geçilmez zannedilen.. Işık var sonunda.. Geçmek gerek diyorum.. Parmak uçlarında.. Geçiyorum nazikçe.. Ellerim.. Seninle.. Aldığım nefes.. Verdiğimiz nefes.. Kimyası başka.. Denk düşmüyor burayla.. Gidelim diyorum.. Gitmek.. Başka yere.. Gitmek.. Bir avuç deniz.. Gitmek.. Bir parmak yol... Seninle.. Çıkıyoruz yola.. Zamanı farketmeden.. Varıyoruz sonunda... Bilinmeyen bir yere.. Bize ait.. Gizli... Zor sanılan.. Keşfedilmemiş.. Sadece bize ait olan.. Merhaba Dünya.. ...

09.03.11

Unuttuğum yaşanmışlıkların içinde dolanırken ruhum, arkamdan gelen adımlarını ve sesini duyuyordum. Aynı şarkıyı mırıldanıyordun yine. Eskisi gibi. Aynı cümlelerle, her zamankinden farklı biz hızda. Dönüyorum arkama, oradasın eminim. Ama yoksun, sadece bölük bölük anılar. Yürüdükçe, ben de hatırladıkça bazı şeyleri sesin azalıyor. Yol bittiğinde ise sesin kayboluyor. Arkama dönüyorum yine, yoksun eminim ama yine de, pişman olmamak için, hatıralar için dönüyorum. Bu sefer oradasın. Yüzün soluk, gözlerin dolu. İstemediğin belli ama yine de elini kaldırıyorsun veda eder gibi. Ben kalıyorum yerimde birşey söylemeden. Konuşamıyorum, yürüyemiyorum. Sahip olduğum tüm uzuvlarımı kaybolurken, sana bakıyorum öylece. Anlıyorsun halimi, son kez bakıyorsun belli ki yüzüme. Dönüşünden anlıyorum, gözlerinden yaşlar akarken parmaklarınla bastırarak silişinden anlıyorum ki kızgınsın halen bana. Sen karanlığa döndün yüzünü. Korkakça attığın adımlarla ilerlerken karanlığa doğru, ben sadece izliyorum. ...

Raif Bey' e Mektup

Raif, ben geldim. Aynı Maria değilim belki ama çok farklı duygular içindeyim. Böyle tartamazsın ya bazen ne olacağını, alamazsın önlemini. Çarpacağını fark edip, kıramamak gibi direksiyonu. Cam parçaları gelirken suratına, koruyamamak gibi kendini. Ne yapacağımı bilmiyordum işte. Gördüklerimle inandıklarım ters düşünce, bir minik turta ya da Maria Puder olmak yetmiyordu da üzülmemek için. Parçalanan umutları toparlamaya tek beden azdı. Tutmayan bir el olmadan da olmuyordu işte. Seninle gibi ama seninle olmayan bir adamın ellerinden bahsediyorum Raif. Hep gibi olup, nefese karışan ama tek gözyaşında kaybolan bir adam. Nerdesin Raif Bey? Kaybolan inancımı kendine getiren adamlayım ama becerecemiyorum aşkı. Dönsem arkamı yok olacakmış gibi. Kaybettiğimi bulup, tekrardan kaybetmek gibi bu korku. Ah Raif. Ne yapmalıyım? Uzak zamanları aşıp, tekrardan denemek fazla mıydı bana? Ölümü ardımda bıraktım, tekrar döndüm. Yanlış bir yol muydu benimkisi? Gömsem kafamı bende içindeki karanlığ...

İçimdeki Kalabalık

Resim
Kirpik diplerim bariyer oluyordu gözyaşlarıma bu sabah. Yutarken nefesimi, adımlarımı atarken bile tereddütlü ama sağlam atmaya çalışıyordum. Gözlerin gözlerime uzunca bakmaya çekinirken bile devam ediyordum aynı görünmeye. Nasıl yapıyordum bilmiyorum ama işte yine aynı hissediyordum. Kulağıma çalan şu çello sesi, sanki kalbimin üzerinde bulunan tellerin üzerinde arşe gezinirmişcesine çalıyor. Arşe, her tel geçişinde elimdeki kaleme kelimeler düşüyor gibi. O kadar hızlı ve  o kadar bilerek. Beklediğim gibi, farkında, hep o parçaymış gibi. Ve o kadar kuvvetli. Sessizliğinde yankılanıyor vurguları. Yankılar üzerine geldikçe kaçıyor gibi düşüncelerin. İşte bu düşünceler akıp giderken aklıma, düşlerimi izlemeyi kesip gelişini bekledim. Yersiz yurtsuz insanlar gibi davranmayı kesip, yer değiştirmeyi yasak ettim kendime. Geldiğinde arama diye sevdiğim. Bunlar yaşanırken bir yanımda, isyancı diğer tarafım. Gelme diyor gururlu bir kadın edasıyla. “Gelme benim için attığın her adım tereddü...

Oyun

Kaçmak doğru muydu? Sıkılıp, uzaklaşmak ve yine kendine sığınmak. Karışıklıktan sıyrılıp, ardarda dizilmiş, anlamını yitirmiş cümleleri okumak, yanımda bana bir şeyler anlamaya çalışan bir sureti anlamaya çalışmak… Bu iki eylemi de sadece izleyip, gözlerimi kaçırıp, yürümeye devam etmek. Bırakacaklar bir gün. Belki şuan değil. Bilirim, çok uzun sürmez. Kaos koca bir hortuma dönüşüp, beni dışarı fırlattığından beri hiçbir şey düşünmemeye çalışıyorum. Çok dağılmadım. Ayağa kalkmam da uzun sürmez. Filtrelerimi attım bir kenara. Koca bir ormanda, yolunu arayan yabancıdan farksızım aslında. Tek farkım, uzaktan bir insana cesaret işi gibi gözüken, aslında içimdeki rahatlıktan oluşan sakinlik. Ne sabahı, ne gecesi korkutuyor beni. Ne de karşıma çıkacak cümleler. Yolun sonu var biliyorum. Ölüm gibi bir duygu, farkındayım. Ürkütücü sadece ama inanın, o yolun sonunda birinin bekleyip beklememesi bile umurumda değil. İnandırılan tüm masallardan uzak bir diyardan yazıyorum. Ne istediğini bilme ...

Eskilerden kalan

Kesilen cümleler, yarım kalan senaryolar, dökülmemiş gözyaşlarını bavuluna koyup, yola çıktı kadın. Arkasına dönüp bakmak yoktu, sonuna kadar gidecekti tek başına kalacağını bile bile… Böyle düşünüyordu  herşeye rağmen… Yaraları ağırdı,farkındaydı ki gittiği yerde hiçbirşey eskisi gibi olmayacaktı. dokunduğu ten güven vermeyecekti, ağladığında çocuk gibi sığınamayacaktı birine. Herşey bir yana o kokuyu nerde bulacaktı… her sarıldığında, her saçlarını okşadığında yüzüne vuran o koku… ellerinin arasından kayan bir hayat, savunmasız bir beden kaldı elinde… Bir hiç uğruna ölmek vardı yolun sonunda,tek başına kalmak… Ama düşündüğünde zaten hep yalnızdı.. Yola çıkarkende bu durumdaydı.Tekrar baştan başlayabilirdi,yapabilirim belki de yine dedi.. İç çekti önce,söylendi, kızdı kendince. Neden varolduğundan, neden nefes aldığına kadar sorguladı kadın hayatını ve içinin ta derinlerinde “Keşke ama keşke karşılaşsak. Sarılmak son bir kez belki de sadece görmek… Neyse bitti işte” dedi. Evine ...