Kayıtlar

2010 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Pink - Fuckin Perfect

Resim
Ergenlik dönemlerimi (hani o "beni kimse anlamıyor triplerinde olduğumuz dönem,evet) hatırlatan, o zamanlar parti kızı olarak anılan şimdilerde ise içinde çoktan olgunlaşan bir kadın Pink. Çok dikkatli olmasam da az da olsa takip ederim. Geçen akşam (sonunda bir akşamda evde olabileceğimi kanıtladığım bir gün) hakkındaki belgeseli izlerken o kadar hoşuma gitti ki şarkıların hikayelerini dinlemek. O şarkılardan biri de Fuckin' Perfect. Dinlenmesi gerek bence. Dinlerken ki oluşan o hafif umursamaz gülümseme paha biçilemez gerçekten. Dinlemek için tık tık...

İstanbul' u Bir de Tuluyhan'dan Dinlemeli

Resim
Dün akşam Kapalıçarşı' da düzenlenen Tuluyhan Uğurlu' nun konserindeydik arkadaşımla. Kapalıçarşı' nın 550. yıl' ı dışında, Tuluyhan Uğurlu' nun yeni albümü olan "Sonsuza Kadar İstanbul" unun da tanıtımı yapıldı.15.00 sularında başlayan konserde görülmeye değer bir görüntü vardı. Hatta Kapalıçarşı' da ki o etnik hava konserin başlamasıyla daha da etkisini gösterdi. Megavizyonda görsel sunumlarla konseri daha da anlamlı hale kılmışlardı. İstanbul' un tarihi,en güzel yerleri, havası,suyu en önemlisi de insanları hakkında tüm cümleler ve fotoğraflar akıp giderken ayrı bir haz alıyordunuz,dinlerken ayrı haz. Mehter Takımın güzel gösterisi, Tuluyhan' ın onlara ayrıca eşlik etmesi güzel bir süprizdi. Mustafa Kemal Atatürk' ün görüntüsünün belirmesi ile insanların coşku ile alkışlara boğulması, içeride kalan güvercinin bize eşlik etmesi görülmeye değer bir diğer görüntülerdi. Kısaca herşey muntazamdı. Dinleyenler bilir. Tuluyhan' ın İstanbul...

Dağınıklığı toparlama zamanı

Güzel zamanlar çaldı yine kapımı. Bende "hep beklediğim" gibi atladım üzerine. Şu sıra baya bir ortalığı dağıtmıştım buruşturup atarken. Tuttu elimden. "Dur, beraber toplayalım" dedi. Topluyorum şimdileri. Zor sanıyordum toparlanmak. Baya baya güzelleşti ortalık. Hatta baya eğleniyorum tüm bunları yaparken. Gözüne takılanları soruyor, bende anlatıyorum birer birer. Hatta sormasa da anlattığım oluyor.O da anlatıyor. Şaşırıyorum. İnsan hiç mi geçmişine kızgın olmaz. Değil, gülerek anıyor tüm iyi güzel yaşadıklarını. Sonra eski bir şarkıya denk geliyoruz radyoda, gülüyoruz. İkimizde farklı zamanlarda farklı insanlarla bunları dinleyip, farklı hikayelerde yaşamışız. Gün bitiyor yine. Vedalaşıyoruz. Kapıyı açık bırakıyorum korkmadan. İstemediğim kimsenin giremeyeceği farkındalığıyla. Kilitler, kalkanlar boşuna. Michelle Branch - Goodbye to you 

Yıl Bitmeden Esintiler...

Resim
Kış güneşinin yüzüme vurmaya başladığı günler başladı artık. Ellerim buz gibi. Yine ara ara esip gürlüyorum, kızıyorum ama mutluyum. Şarkılar tutup, iyi dilekler dilediğim tüm adamları buruşturup, çöp kutusuna atmanın verdiği huzurla daha da çok yazıyorum. Blog konusundaki tutumum biraz daha farklı. Dinlediğim kişiler, gruplar, izlediğim filmler arasında kaybolmaya başladı, farkındayım. Eski sisteme devam ediyorum.Deftere daha çok notlar almaya başladım. Alengirli, ağdalı cümleler yerine daha gerçek kokan cümleler dökülmeye başladı. Yazdıklarım yalan mıydı? Hayır. Hayal gücümle kurduğum küçük dünyamda yazacak çok şeyim olduğunun, bunun üzerine çıkabileceğimin, dokunamadığım bir sürü kelimeyi de şekilden şekle sokabileceğimin farkına vardım. Daha çok yazıyorum. Durmadan, durmadan... Sevmediğim tüm cümlelerin üzerini de korkmadan karalıyorum.  Zor olmasa da karışık bir dönemden geçtim yine. Seneyi standartlarda kapatmayı 3 senedir bir türlü beceremediğim aşina. Her biri birbirinden r...

İzmir tatilinin bitişine doğru...

İzmir zamanlarım şu 1 hafta. Uzaklara arkadaşımı gelin olarak göndermenin hüznü yaşanıyor bir süre. Sonra İzmir' e geliyorum. Çocuk masumluğunda yaşanacak kadar kolay düşünüyorum. Var - yok , başla- bitir. Net olamadığım, kendimi birşeye adapte etme zorunluluğum yok. Hatta mutlu etme zorunluluğum yok. Bunu zorunluluk haline getirdiğimin farkına vardığımda da böyleydim. Kendiliğinden güzel herşey. Koca bir güneş parıldıyor, yakıyor tenimi. Karanlık çoktan aydınlık olmuş. Kurduğum cümleler var geçmişe dair, sorulara cevap olsun diye o da. Fazla değer verdin, belliydi tavırlardan gibi cümleleri dinlemekten azıcık sıkıldım ama gülüp, espri yapıyoruz artık. Hakedilen duygular dileniyor, karşı taraf anlatmaya başlıyor. Neler yaşanıyor neler? Kordon şahit oluyor. Akşam oluyor, eve gidiliyor. Güzel bir aile ve küçük bir beden size bir sarılıyor herşey unutuluyor. Olabilecek en güzel zamanlardan bir haftasını yaşıyor duruyorum. Melankolik cümleler dönüyor gibi aklımda ama kalemim sanırım...

Durmadan..

Resim
Durmadan dinliyorum, durmadan... http://www.dailymotion.com/video/x79kk3_duffy-stepping-stone_music

Hurts

Resim
Dün gece dream.tv de farkettiğim bir grubu paylaşmayı borç bilirim. Hurts .Theo Hutchcraft ve Adam Anderson' dan oluşan İngiliz bir grup kendileri. Theo' nun vokal de şarkıları o süper sakinlikle söylemesi, cool tavırlarıyla ayrı bir dikkatimi çektiği gerçeğini de inkar edemem sanırım. Depeche mode a zamanında verdiğimiz sevgimizi onlarla paylaşabilirim. Hatta ilk albümleri olan "Happiness" albümünü bir süre baş köşede sıkılmadan dinlerim." Resmi web siteleri olan  http://www.informationhurts.com/  uzantısında tanımak mümkün bu ikiliyi. Yine bu albümden "Sway" parçasını izlemek için; *Klip yönetmenlerini birer birer tebrik etmek gerek. Özellikle de "Wonderful Life" ... (tıklamalı...)

...

Yumdu gözlerini... "İşte aşk" dedi... Bülent Ortaçgil - Teninle Konuşmak  ( tıklamalı)

Mother and Child / Anne ve Kızları

Resim
3 kadının, hayatlarının bir yerinde çakışmasını anlatan Rodrigo Garcia yapımı, kurgusunun gerçekten başarılı olmasından kaynaklanan, ışıklarından tutun müziklerine kadar ayrı bir emek harcanmış bir filmden bahsetmek istiyorum. Güzel bir günde denk gelmesinden dolayı mı bilmiyorum ama anne olmanın ne kadar kutsal birşey olduğunu ve aslında içimde ne kadar istediğimi anladım. İlişki konusunda çok becerikli olmam gerekiyor sanırım bu istek için. Uzun bir süre rafa kaldırmam boşa değil. Elizabeth' in geçmişinden dolayı öfkeyle beslediği duyguları, kendince cezalandırıp, başkalarına yaşatarak ders veren ama aslında her kadın gibi "aile" kavramının gerçeği ile yaşayan, aşktan bir o kadar da kaçan hatta inanmayan biridir. Karen ise yıllar önce yaptığı seçimiyle yaşadığı acıyı , "zaman hiç bir acıyı azaltmıyor" cümlesine anlam katan biridir. Lucy ise çocuğu bir türlü olmayan, bunun için her yolu deneyen, bundan sebep bir sürü olayla karşılaşıp, başa çıkmak zorunda ola...

Ozan Ünlü - Bu yüzden / Doğum Günü Arifesi

Dilimde bugün bu şarkı. Doğum günümün ilk hediyesini aldım kiiii..... Fotoğrafı ele geçirsem bi' de... Güzel bir yıl olacak. 1 gün önce hediye almamdan belli.

Kockoca 87 yıl....

Resim
Ey Türk Gençliği ! Birinci vazifen, Türk İstiklalini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli budur. Bu temel senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni, bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici, bedhahların olacaktır. Bir gün istiklal ve cumhuriyetini müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkan ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezhür edebilir. İstiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sah...

Rıfat Ilgaz' ın doğumunun 100. yılı anısına...

Resim
    İş Bankası Kültür Yayınları ve Çınar Yayınları, düzenledikleri basın toplantısıyla Türk edebiyatının dev ismi Rıfat Ilgaz’ın 100. doğum yılını Rıfat Ilgaz’ın bütün eserlerini birlikte yayımlayarak kutlayacaklarını duyurdu. Yazarın mizah öykülerinden oluşan ‘Radarın Anahtarı’, ‘Nerde O Eski Usturalar’ ile ‘Garibin Horozu’ adlı eserleri ve ‘Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı’ oyunu ilk olarak bu hafta sonu başlayacak olan Tüyap Kitap Fuarı’nda satışa sunulacak. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları Genel Müdürü Ahmet Salcan, yaygın dağıtım ağlarıyla Rıfat Ilgaz’ın eserlerinin daha geniş kitlelere ulaşabilmesi için bu işbirliğine gittiklerini ifade etti. İki yıl içinde “Rıfat Ilgaz 100 Yaşında” başlığı altında 48 kitap yayımlayacaklarını belirten Salcan “Bunlardan ilk yedi kitabın dağıtımına fuarla birlikte başlayacağız. Bu yıl sonuna kadar ondört, 2011 yılı içinde ise kitapların tamamı yayımlanmış olacak. Yazarın 100. doğum yılı olan 2011’de ise Çınar Yayınları ile muhtel...

...

Özlem ne demekti? Öfkeyle, kinle yoğrulunca neye benzerdi? Düşünürken daldı gözlerim. Gariptir, kapatıp açınca göz kapaklarımı bitti tüm sorularım. Gözyaşlarıyla akıp gitti, karıştı tenime. *Eski bir şarkı dilimde şu sıra. Mp3' mde kaybolmuş, denk geldi bir anda. Bülent Ortaçgil - Sensiz Olmaz .(tık tık)

Şu sıra...

"Hayatı sahip olamayacakları hakkında yazacağı iki kelime arasında gelip giderken, bir yandan korkuları saracak etrafını. Tek başına yaşayacak olmanın verdiği acı dökülecek tüm satırlarına. Toparlamak isteyecek ama olacak mı peki? Zor. Göreceği yansıma, saklamaz gerçekleri, saklamaz olanları ve olanların getirdiği ifadeleri. Tükenecek sonunda onun da nefesi. O da biliyor. Öncekilerden hatırlar çünkü tüm bildiği cümleleri." *Güzel anımsamak istiyorum herşeyi, anımsıyorum da. Çukurun içinden gelen sesler sadece yankı. Olanlara üzülmek ise; uzaktan bile tanımadığın birinin haberini okuyup,acımak kadar sahte. Pişmanlık kelimesi yok dilimde yine. Sinirle söylediğim belki bir kaç cümle toparladığım. Göremediğim belki koca yıkık bir gelecek. Ama güzel yine de  susmak, yüzümdeki gülümsemeyle. Kirpiklerimi ıslatan damlalar ise geçmişten kalandı. Öyle işte. Koca bir zaman dilimiydi. Bitti. Ve evet, anlaşıldığı üzere geri geldi ruhum. Sıcacık bir tanıdık elin yardımıyla. Hatırlattığı ...

Oyun

Kaçmak doğru muydu? Sıkılıp, uzaklaşmak ve yine kendine sığınmak. Karışıklıktan sıyrılıp, ardarda dizilmiş, anlamını yitirmiş cümleleri okumak, yanımda bana bir şeyler anlamaya çalışan bir sureti anlamaya çalışmak… Bu iki eylemi de sadece izleyip, gözlerimi kaçırıp, yürümeye devam etmek. Bırakacaklar bir gün. Belki şuan değil. Bilirim, çok uzun sürmez. Kaos koca bir hortuma dönüşüp, beni dışarı fırlattığından beri hiçbir şey düşünmemeye çalışıyorum. Çok dağılmadım. Ayağa kalkmam da uzun sürmez. Filtrelerimi attım bir kenara. Koca bir ormanda, yolunu arayan yabancıdan farksızım aslında. Tek farkım, uzaktan bir insana cesaret işi gibi gözüken, aslında içimdeki rahatlıktan oluşan sakinlik. Ne sabahı, ne gecesi korkutuyor beni. Ne de karşıma çıkacak cümleler. Yolun sonu var biliyorum. Ölüm gibi bir duygu, farkındayım. Ürkütücü sadece ama inanın, o yolun sonunda birinin bekleyip beklememesi bile umurumda değil. İnandırılan tüm masallardan uzak bir diyardan yazıyorum. Ne istediğini bilme ...

...

Kartlar açıldı. Ayrılık çıktı sonunda. Yanlış olmayanından hem de. Nereden mi biliyorum? Ne vakit bir yanım eksik kalsa sonuç hep aynı oluyor çünkü. Ne vakit kırılsam, gitmek en doğrusu geliyor. Ama iyiyim, gerçekten hem de. Hayat devam ediyor. Mucizeler devam eder. İnancım tam.  Bunun dışında sinüzitle baş edebilen bir dirence sahibim ben, ne yıkabilir ki beni. Yağmura özel gelsin - Tuna Kiremitçi / Dal rüzgarı affeder Günün şarkısı da bu olsun - Tuna Kiremitçi / Birden geldin aklıma

Öylesine bir akşam.

Ruhunu kaybetmiş yada izne çıkarmış biri olarak yine o akşamlardan birini daha yaşıyorum. Zevk aldıklarımdan daha fazla haz alıyorum. Kitap okurken sevdiğim cümleyi tekrar tekrar göz gezdirmek yerine, sesli okuyorum. Kek yaparken yumurta beyazı ve şeker beraber çırpıp, kabarmasından, beyaz,parlak ve simli bir renge dönüşmesi izlemekten, etrafa yaydığı kokuyu en içime çekmekten. Sevdiğim şarkıyı kaç kere üst üste dinlediğimi bilmiyorum, eşlik ediyorum. Film izlerken figüran gibi olanları arkadan izliyorum. Yatağımın içinde gibi değil de filmin içindeymiş gibi. Bunun yanında halen sabahları gömmek istiyorum yastığa kendimi halen ama geçeceğini biliyorum. Güzel bir gün gibi. Yağmur sonrası bir akşam. Perdem sessiz, rüzgar vurmuyor. Kulağımda Skin' den Don't let me down. Yine başım düştü tüm bunları yazarken. Burnumda yazmamı perçinleyen o mürekkep kokusu, beynimde olanların dansı. Kafamı kaldırdım yanan tarçınlı mumun kokusu sarmış odamı, yanında koca şişe suyumla beraber. Üfledim...

Ruhum

Resim
Nasıl yapıyorum bunu bilmiyorum. Yine soyutladım kendimi. Beden bana ait halen, ve yine devam ediyor tüm organlarım çalışmaya. Ruhum başka yerlerde. Bekler oldu bedenim onu, donuk bir şekilde. Durmadan birşeyler olup duruyor.Yetişemiyordu artık. Ne yapması gerektiğini bilmediğini söyleyip dururdu zaten. Önceleri buruşturup, daha sonraları arkasında biriktirip devam ederdi hayatına, şimdiyse yok etmeye çalıyor sanırım bazı şeyleri. Matematiksel, tarihsel hatalar o kadar fazla ki. Ne, ne zaman, nerede oldu? Yanlış mı? Doğru mu? derken koca bir yumak ip, karıştı birbirine. Sıkıldı o da baya. Yalnız kalmak umarım iyi gelir ruhuma tabii ama çabuk gelse iyi eder, uykularım bölünüyor durmadan. Yarım yamalak cümleler kuruyorum, o da içimde. Karanlıktan korkan ben, korkmadan bekliyorum uykumun gelmesini. Yine aynı donuklukta. Biraz sinirliyim, gerginim. Kırıyorum bazen, izliyorum ya da. Ve saçma sapan kendi kendime dururken kırılıyorum. Emanet kurulacak hiçbir söze, hiçbir yemine taham...

Eskilerden kalan

Kesilen cümleler, yarım kalan senaryolar, dökülmemiş gözyaşlarını bavuluna koyup, yola çıktı kadın. Arkasına dönüp bakmak yoktu, sonuna kadar gidecekti tek başına kalacağını bile bile… Böyle düşünüyordu  herşeye rağmen… Yaraları ağırdı,farkındaydı ki gittiği yerde hiçbirşey eskisi gibi olmayacaktı. dokunduğu ten güven vermeyecekti, ağladığında çocuk gibi sığınamayacaktı birine. Herşey bir yana o kokuyu nerde bulacaktı… her sarıldığında, her saçlarını okşadığında yüzüne vuran o koku… ellerinin arasından kayan bir hayat, savunmasız bir beden kaldı elinde… Bir hiç uğruna ölmek vardı yolun sonunda,tek başına kalmak… Ama düşündüğünde zaten hep yalnızdı.. Yola çıkarkende bu durumdaydı.Tekrar baştan başlayabilirdi,yapabilirim belki de yine dedi.. İç çekti önce,söylendi, kızdı kendince. Neden varolduğundan, neden nefes aldığına kadar sorguladı kadın hayatını ve içinin ta derinlerinde “Keşke ama keşke karşılaşsak. Sarılmak son bir kez belki de sadece görmek… Neyse bitti işte” dedi. Evine ...

Durum o kadar da vahim değil.

Resim

Kartlar

Resim
Masada dağılmış kartlar.  Yavaşça gelip toparlıyorsun kartları düşünceli bir şekilde. Aklında sürüyle yapmak istediklerin.  Kartları açıyorsun bugüne dair.  Bilinmezliğe gidiyor her kart.  A çtıkça ya sevinip ya üzülüyorsun .  Elinde kartlar.  Bakalım sonunda ne var?

Benzemez Kimse Sana

Geçen gün farkettim, yeni paylaşıyorum. Şu sıra iş de fazlaca yoğun olmamız algılarımı kapattı dış dünyaya. Sadece müziğe duyarlıydım hatta. Geçen sabah 8'de Dolores dinleyesim geldi. Human spirit ' i dinlerken farkettim ki bizim Atiye ' nin Muamma parçasının müziğiyle ne kadar da benziyor. Yoksa?? Neyse biz orjinal olanı dinlemeye devam. Atiye' de yapmış ama hani. Dolores O'Riordan - Human Spirit Atiye - Muamma Sevgiler,

Araf - Mor ve Ötesi

Mor ve ötesi ' nin son albümü olan " Masumiyetin Ziyan Olmaz " dan çıkan " Yorma Kendini " klibinden sonra bence albümün en bomba şarkısı olan "Araf"  a da klip geldi sonunda. Sırada ki bir de "Kara Kutu" olursa deymeyin keyfime. İzleyelim, Görelim. *Dün Beyoğlu 'nda gezinirken MVÖ' ye bir iyilik yapıp "Festus" a klip çekebileceğimizi farkettik. Nasıl olsa lacivert giyisililer hep orada.Bizleri korumakta.Ve farklı olmadığımız sürece sorun yok değil mi?

Mine Vaganti - Serseri Mayınlar

Resim
Ferzan Özpetek' e ait güzel filmlerden biri daha. Uzun zaman önce Beyoğlu AFM de izlediğim, izlerken de zevk aldığım film olan Mine Vaganti' yi izlemek gerek diye düşünüyorum. Film, makarna üreticisi olan bir ailenin içinde yaşanan olayları anlatıyor. Homofobik bir gencin ailesine bu durumu açıklamaya çalışma durumundan tutun, aile içerisinde  aile için süpriz olacak başka durumları, dram ve mutluluk kokan bir sürü sahne barındırıyor.Oyuncuların her karaktere "cuk" diye oturmasıyla film bir çırpıda izleniyor. Hatta bitmese keşke diyorsunuz. En güzeli ise Akdeniz havasını burnunda hissetmek oluyor. (Benim gibi özlem kokulu izliyorsanız bir de.) Kısaca,  serseri mayın gibi devam ettiğimiz hayatımıza farklı sahnelerden bakmamıza yardımcı bir film.  İzlemeli, özellikle de Ferzan sevenler öncelikleri arasında olmalı. Fragman ,oyuncuları en güzel tanıtıma sahip olan sitesi;  http://www.minevaganti.net/mine.html Bloga yazma nedenimse bol spoilerlı yazı yerine yine...

Kısa kısa

Ne gece ne de sabah. Tam ortasındayım zamanın. Ne tarihi belli, ne de saati. Günlerden bir gün yine işte. Camlarım sonuna kadar açık. Perdemi şaha kaldıran rüzgarı konuk ediyor odam. Rüzgar ise, en arsız misafir. Estikçe esiyor. Ürperiyor vücudum, rüzgarın şiddeti arttıkça. Titredikçe bedenim daha da çok sarılıyorum yabancı kokan çarşafa. Gözlerimi kapatıyorum sıkıca, uyurum, dalar giderim rüyalara diye. Tutmuyor uyku titremekten. Aklımda hep aynı düşünce. Camı kapatsam herşey bitecek ama şu an tam aksine gözlerim ıslanmış, yüzümse rüzgara dönük.

...

Resim
Şaşırmak ne kadar da gereksiz bir fiil. Tahmin ettiklerimiz değil mi gözümüzün önüne gelen sahneler? Her birinin kurgusu bize ait sandığımızdan hani. Tek kuralı var. İstemeyince çekip gidemiyorsun. Sahne perdesi kapansın diye sabırla beklemek dışında yapılacak birşey kalmıyor geriye. Çocukken yaptığım gibi kapatıp gözlerimi saysam tüm güzellikleri geçer gider miydi ki hiç birşey olmuyormuş gibi zaman? * Çalardı o zamanlar. ( Tıklamalı ) **Başlıksız kalıyor bazı yazılar. Ondan noktalarla karşılamalar.

Senden... Benden... Bizden...

Resim
Yaslamışım başımı omzuna. Gözlerimi açtığımda gözlerin işte orada. Yine çocuksu o muzurlukla parıldıyor. Derin derin nefes alıyorum, içten. Bir daha, bir daha... Kalbini hissediyorum. Nasıl da hızlı atıyor öyle. Seviyorum diyorum içimden. Burda olmayı, nefesini dinlemeyi seviyorum diyorum sessiz harflerle. Konuşuyoruz, konuşuyoruz. Anlatacak çok şeyimiz varmış gibi, hiç bitmeyecek gibi. Konuşmama izin vermeyip, sözümü kesiyorsun. Öpüyorsun, içimden geldi diyerek. Mutlu oluyorum düzenini, anlamını kaybetmiş cümleler kurarken. Sabah oluyor, güneş doğuyor. Güneş vuruyor yüzümüze. Gölgemize yansıyor tüm korkularımız. Yutulmuş bir sürü cümleler, birbirlerine kavuşamayan kelimeler. Devam eden ilişkinin sessiz tanıkları. Neleri sakladık karanlığımızda ki şimdi bu durumdayız. Anlamak istemiyorum nedense. Kendi inandıklarım eşlik etsin istiyorum hep bana. Yine derin nefes alıyorum ama yutkunamıyorum bu sefer. Ayağa kalkıyorum herşey değişecekmiş gibi. Ne kadar hızlı kalksam o kadar çabuk değiş...

Şefkat neydi ?

Resim
* Yazmaya üşenmek değil. Ne zaman buraya geçirmek istesem yazılarım değişiyor. Fikirler, olanlar ise ortada. O an aynı kalsın istedim hep. ** Fotoğrafın üzerine tıklamak yeterli.

Kim?

Bilinmeyenin şüphesi, bilinenin korkusu karşı karşıya. Rus ruleti oynar ıssız bir sokakta... Kim kaybeder?

?

Nasıl bir işarettir soru işareti? Tek başınayken sorgulattıran, kendi kendine bölünüp çoğalabilen, çoğaldıkça insanı boğan. Belki de öldüren tüm hisleri. O kadar tehlikeli ki. Bu yüzdendir karşıma ne zaman çıksa cevap arayıp, yok etmeye çalışmam. Bulamadığımda ise savaşmak adına yıkıp, dökmem. "O an", aklıma düştüğü "o an" öğrenmeliyim. Yoksa? Yoksa önceleri hayatın akışında kendimi kaybettiğimi sandığım zamanlarda küçük bir uğultu, gün geçtikçe gece sessizliğinde net bir ses, daha da zaman aktıkça rüyalara ve sonunda sonu olmayan tüm kötü düşünceler. Kötü bir alışkanlık gibi. 1,2,3 ... Gittikçe çoğalan. Kendini kurtarıp, nefes almaya çalışmak yapılabilecek en son şey. Aslında ne kadar net herşey değil mi? Soru işaretinin tek düşmanı, küçük bir nokta. Beni de rahatlatıp huzura kavuşturan şeydir, bir çoğumuz gibi. Soru işaretiyle başlayıp bir cümleye, noktayla bitirmek.

Once

Resim
Garip bir dönemden geçiyorum. Tekim ve durmadan müzikler eşlik ediyor bana. Kulağımda hep bir melodi. Eskilerden,tanıdık. Kaydedilmiş ama dinlerken takılmış gibi. Akıp giden bir başka hayatımda olması ayrı tabii..İş vs vs. Dün akşam güzel bir film izledim. Övgü dolu cümlelerini duyduğum, filmden önce müziklerini dinlediğim. Once. John Carney ' in yönetmenliğinde başrollerini de Glen Hansard ve Marketa Irglova 'nın paylaştığı (hakikaten paylaştığı) sıcacık bir film. Temelinde bir konu barındırmayan ama bir çok sorularla bırakıyor sizi. İzlerken o kadar garipti ki. İlk defa bir filmi iki sahne şeklinde izledim başından sonuna kadar.(evet,zekiyim sanırım). Hali hazırdaki sahne ve kendi kafamda kurduğum -kendi seyrinde devam eden- sahne... Sanırım yönetmenin amacı, izleyiciye kafasında kurdurmak filmi. Film bitti. Elimde kağıt kalem, kulağımda müzikleri. Dökülüyordu cümleler, devam ediyordu benim için film çünkü. Kısaca izlenmeli. Haki...

Yol

Tutarsız gibi gözüken bastırılan duygular ne garip. Uzun bir yola çıkmışım. Engebeli ve sarsıcı yol da duramaz ağrır ya birden, kötü olur mideniz. Öyle işte benimde. Kustum tüm kelimeleri. Bakamadım bile yüzüne. Geçtim kenara. İyiyim ama. Sadece yolun bitmesini bekliyorum. Yol bitse de insem arabadan.

...

Ve Dünya'm küçülür...

Yarım

İçinde garip bir yük vardı. Söylerdi hep. Sorgulamaların, geleceğin, hata yapma korkusunun verdiği zelzeleler ruhunu yıpratıyordu. Ne istediğini bilen görünümlü fakat kafasında belirsiz görüntülerden kalma, bugünü yaşayan düşüncelerle atıyordu adımını. Herşeyi saatlere,günlere bırakmıştı artık. Sayıların, olayların arasında kaybolan bir beden olmak istedi sadece bir süre. İsteksizce yapmadı bunu. Kaybolmanın rahatlığını hissetmek istedi bir süre. Temennilerin arkasına sıkıştırılmış gülen bir yüzü her gün aynada görmektense zamansız yaşadı hayatını bir süre. Ne vakit gelse birikmiş anılar karşısına arkasını dönmek yerine yanından akıp gitmesine izin verdi. Tanıdık bir yüzün verdiği samimiyetle ilgiyle izlerdim bende onu. Kolunu kaldırışı, uzaklara dalışını, peşi sıra gelen anlam kaygısı taşımayan cümleleri, duaların arasına sıkıştırılmış dileklerini... Her yaptığını. Zevk alırdım onu anladığımı sanmaktan. *Yarım kalanlardan...

Sevmek kolay

Bir sıcak söz, bir demlik çay İşte sevmek bu kadar kolay Bastığımız toprak, gökyüzünde ay Al tut elimi, bu kadar kolay Göklere çıkmasak olmaz mı, olmaz mı Yıldızları tutmasak? Dağları delmesek olmaz mı, olmaz mı Mecnun gibi yanmasak? Her mevsim bahar, ılık bi rüzgar Kapılsam gitsem, bu kadar kolay Samanlık seyran, gönlüm saray Al tut elimi, bu kadar kolay *Ezginin Günlüğü o kadar zaman sonra...

Ya ..

Her seferinde "Ya böyle anlarsa?" diye yazılan, kurulan cümleler bir zaman sonra insanı fazlasıyla sıkmaya başlıyor. Bu "bir zaman" denilen süre karşınızdakinin tavrıyla o kadar çok değişiyor ki.. Belki yıllarca hep böyle kalıyorsunuz ya da bir anda bir bakıyorsunuz ağzınızdan dökülüveriyor filtrelenmemiş cümleler.

...

Ego ve aşk.. Aynı anda her ikisini bir arada götürmenin zorluğu.

Kısaca...

Yağmur yağar ve yerdeki tüm toz bulutları ayağa kalkar. Islanmamak için çırpınmak boş.

Mavi Gözlü Dev

Resim
Nazım Hikmet... Bu güzel yüzlü şairin kendi düşünceleri için verdiği savaşlar vardı hayatının büyük bölümünde. Bu yüzdendir ki mezarı halen Moskova' dadır. En güzeli ise sonradan değeri anlaşılmış olsa da Türk edebiyatına kattığı onca eser. Ve şimdi ölümünün üzerinden 47 yıl geçmiş. Bu kadar zaman sonra tartışma yaratabiliyor bir mezar taşı bile. Eserleri şimdi bir çok sanatçı yoluyla tekrar tekrar bizimle buluşuyor. Kısa ve öz... Sevgi ve saygıyla anarak, şu sıra Volkan Konak tan dinlediğimiz şiirini paylaşmak isterim... Tahirle Zümre Meselesi Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil, bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte yani yürekte. Meselâ bir barikatta dövüşerek meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken meselâ denerken damarlarında bir serumu ölmek ayıp olur mu? Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil. Seversin dünyayı doludizgin ama o bunun farkında değildi...

Badem - Senin Hala Bu Kalp

Resim
Badem' in uzun süredir 3. albüm ha çıktı ha çıkacak dedik. Tek bildiğimiz; diğer albümlerden onu ayıran en büyük özellik üç boyutlu teknolojiyi kullanmaları. Albüm bir türlü çıkmamış olsa da çıkış parçasına klip taçlandırılmıştır. Gelelim çıkış parçasına; "Senin hala bu kalp" sözleri de koca bir hikaye barındırıyor gibi. Piyasa müziği denilen kendi kendini tekrar eden anlamsız cümlelerle binlerce albüm satan insanlardan ne kadar farklı olduğunu her zaman hissettiren Badem, bence güzel bir albümle karşılayacak bizi. Bu şarkının sözleri için de ayrıca Mustafa Kemal' e saygılar.. Klip yönetmenliğinde Özkan Aksular , oyuncu olarak ise blog olarak takip edip, tanıdığımız Dilay Kemer karşılıyor. İzlemeden tekrardan ufak uyarı yapmayı borç bilirim. 3d gözlüklerinizi unutmayın demek isterim.

Masumiyetin Ziyan Olmaz

Resim
4 yıl süren uzun bir aradan sonra Mor ve ötesi yeni albüm çıkışı haberini verdi. Albüm haberiyle bir yerlerde karşılaşmamak imkansız gibi. Özellikle arayış içerisinde olan dinleyiciler için bu cümlem. Farklı albüm kapağı ve reklamın en sistemli haliyle tekrardan canlandıkları ve ne kadar dikkat çektikleri ortada. En güzeli de bu albüm için hazırlanmış olan http://www.masumiyetinziyanolmaz.com// adresinden dinleyebileceğimiz sample'ları. Lise zamanlarımdan bir adım mı yoksa daha fazla adım mı öteye atar kendilerini bilinmez. 12 Mayıs' ı bekler, dinleriz. * Ayrıntı: Bizimkilerin bu albüm isimlere nereye doğru gitmekte? Masumiyetin ziyan olmaz çocuğum tabii. Edit: Buyrun ilk klip "Yorma Kendine" İyi seyirler. Gelsin yeni yeni genç fanları .. Bu kadar zamandan sonra böyle bir klip. cık cık (11.05.2010)

Doğa İçin Çal

"Doğadan çaldığın yeter. Doğan için çal." sloganıyla yola çıktılar. Küresel ısınma, GDO' lu ürünlerle yaşamak derken birbir elimizden gidenlerin farkına varmamız adına kurulmuş bir agaclar.net projesi. Projeyi kuranlar insanlara en kolay ulaşma yolunuda bulmuş gözüküyorlar. Müzik. Notaların gücüyle, bilinçlendirme aşkıyla yola çıkan bu birbirinden iyi müzisyenler önce "Divane aşık gibi" yi söyleyip, hepimizi hayranlık içerisinde bırakmıştır. Birlikten kuvvet doğdu ki şimdi bu güçle ikinci proje olan "Uzun ince bir yoldayım" ı yayınladılar. Fuat Saka' dan tutun, Gökçe, Murat Evgin, Berk-Öykü, Serkan Çağrı,Sümer Ezgü gibi ünlü isimleri de dinlerken işitmek mümkün. En güzeli de Aşık Veysel' le klibi bitirmeleri. Bu kadar anlattıktan sonra da klibi yazıya eklememek olmaz sanırım. Not 1: Klibin 02,34 sırası gelen Feride Korkmaz' a da ayrıca hayranlık duyduğumu belirtmek isterim. Not 2: Ayrıca bu projeye destek olmak isteyen müzisyen arkadaşla...

Omar Rodriguez Lopez & John Frusciante Saygıyla Sunar..

Resim
http://omardigital.rodriguezlopezproductions.com/ uzantısından kayıtlara ulaşabilirsiniz. Fazla yazılacak birşey yok aslında ikili hakkında. Şarkıları "Keep Music In Schools" a yardım ederek ya da ücretsiz olarak indirebiliyorsunuz. Öneri: 6. parça "0" a dikkat.

Aslı (GÖKYOKUŞ) - Büyüdük

Resim
Aslı, 4. albümü "Büyüdük" ile karşımızda 3 yıl aradan sonra. Sadece 3 şarkısıyla hem de. İlk klibi de ilk parça olan "Kırıp döktüklerim". Yönetmen ise "Gitmiş gibisin" parçasından hatırlayacak olduğumuz Devrin Usta 'dan. Şarkıya gelince; yine isyankar, yine sorgulayıcı ve yine vurucu. "Hayallerim bile başka hayatlardan bozma...Pişmanım ne yer ne gök farkında..." KIRIP DÖKTÜKLERİM (izle)

Havalardan...

"Garip bir hava var dışarıda. Griyle beyaz karışımı bulutlar rüzgarla birleşmiş saçlarıma vuruyor. Derin nefes alırken kirli hava bedenime karışıyor gittikçe. Ellerim buz gibi yine. Vurdukça rüzgar kirpiklerimde ağırlık artıyor, dudaklarımı sıyırıyor. Gözyaşlarım sığmıyor, kirpiklerim arasından akıp gidiyor. Yürüdükçe zorlanıyor bileklerim. " diye devam ediyordum. Yazmak istiyorum. Ama yarım kalıyor cümlelerim. Anlık cümleler dolanıyor beynimde. İzin vermiyor gibi birşeyler cümle kurmama. Neyse Tori Amos söylesin ki.. A sorta fairytale (izle)

Serra Yılmaz' a sevgilerle

Bilen bilir. Serra Yılmaz'ın ne kadar iyi, ne kadar farklı bir oyuncu olduğunu. Okurken zevk aldığım röportajı paylaşmak istedim. http://www.hurriyet.com.tr/magazin/magazinhatti/14407830.asp?gid=222 Sevgiler,

Emre Aydın - Bu yağmurlar

Resim
6. cadde (-ki bence o da gayet başarılıdır. Hiç olmazsa fazlaca dinlemiştim.) sonrasında ilk albümünün başarısının korkusuyla mıdır bilinmez uzun süredir sesi soluğu çıkmamıştı Emre Aydın'ın. Mantıklı davranarak fazla da dolanmadı o boş kutuda(bkz. televizyon). Hiç olmazsa Manga gibi en büyük hatayı yaparak, Eurovision gibi saçma sapan "siyasetin müzikle buluştuğu an" temalı yarışmalardan uzak durdu. Hiç olmazsa şimdiye kadar. Ve sonunda geçen ay yeni albümden olan "Bu yağmurlar" parçasıyla gelişini ilan etmişti. Acısı bol bir gençlik olduğumuz için içli içli dinledik biz de tabii. Herkes birşeyler yazar, herkes birşeyler yaşar. Ama bu kadar iyi tasfir edemez. Emre de bunu o kadar güzel yapıyor ki. Sezen abla izinden gidiyor gibi. Rock' ın yanına Arabesk kelimesi gelmeli artık. Emre' den sonra Gripin' in son albümü de dinlenirse bu hissedilecektir. Neyse seviyor muyuz? Evet. O zaman dinlemeye devam, onlarda dökmeye. Adıl konuya gelirsek; Emre alb...

She&Him

Resim
(500) days of summer filmini izleyip karaoke sahnesinde içimden -"oha" kendi sesi mi?- diye sorgulattıran, sonrasında araştırıldığında güzel sesli bir kızcağız olması dışında bir de M. Ward ile beraber şarkı söylediğini görmek hele hele 2. albüm çıkışını yapmış bir She & Him isimli bir gruba sahip olduğunu bilmek oldukça şaşırttı. 2008'de çıkarılan ilk albüm Volume one. Şimdi ise benim (şans eseri) dinlediğim Volume two albümünden ilk fırlamış single In the Sun. İzlenmeli,dinlenmeli. *İtiraf: Kabul seviyorum indie grupları.

Dünya Kadınlar Günü

Resim
Annelerimizin, ablalarımızın,teyzelerimizin, kadın emekçilerimizin kısaca tüm kadınların Dünya Kadınlar Gününü kutlarım. 1977 yılından bu yana bazı şeylerin değiştiği umudu ile... Sevgiler, Merve Nur

Yalnız şarkı

Eskilere ait bir arkadaşla buluşup, tüm gece konuşmak candır. Filtrelemeden herşey anlatılır, önceden anlatılanlar tekrardan tartışılır. Gülünür, dalga geçilir bir de uzun süreden beri bu yapılmıyorsa duygu yüklenir sırtımıza ağlarız. Bundan sebep huzurla uyumuşum gece. Aksi halde sabah 6,30 da imkansız gülümsemeyle kalkamazdım sanırım. Hazırlandım, çıktım yola. Ipod-arşiv falan güzel şeyler tabii. Onca şarkı arasında ara sıra eskilerden çarptığı, içimden -oha- ibaresi oluşturan şarkılarda denk geliyor. İşte bu sabah servise binme süreme kadar 4 kere dinledim bu şarkıyı. Mor ve ötesi "Yalnız şarkı". Sözleri ne kadar da güzeldir. "Uyanınca üzülme, gerçek bu işte" der noktayı koyar Harun. Yaş itibari ile midir bilinmez geç tanıştım bu şarkıyla. İlk aldığım albümleri "Gül kendine" olan bir grup olması itibari ile internetin faydalarından sonuna kadar yararlanmış,bulmuştum eski albümleri/parçaları. Paylaşmak istedim. Bu sefer direkt olarak klip olarak hem de. ...

Elleri ellerime....

Resim
Duman 1-2 albümleri hakkında yazma kısmı için çok geç kalındığını düşünüp yazmamıştım. Ama bir iki satır cümle kurmak gerekirse; bütünüyle düşünülünce sağlam, parça parça düşününce kendini diğerlerinden ayıran özel parçalar var. Bunlardan sadece biri, benim içinse özel olan "Elleri ellerime" şarkısı. Yıllar geçince muhtemelen Yürekten parçası gibi özel olacak. "Elleri ellerime, gözleri gözlerime,saçları saçlarıma karışan bir sen olsan" diye bağırıyordum son kendimden geçtiğim zamanlardan birinde. Yanımda Pınar'm da vardı hatta. Kafamda bir sürü klip çekmiştim ama neyse içimde patladı. Vakit kaybetmeden, Kaan da* nikah öncesi ( bkz. kaan-seçkin evleniyor ) bir klip çekelim demişler. Beni de benden almışlar. *Evleneceği kadından hiç hazzetmem. Sorsanız Kaan benimle mi evlensin? Hayır. Onu da istemem. Kaynak: "Elleri ellerime" (Tıklamak gerek.) Şimdi şımarık çocuk misali sırayla bunları istiyorum; -Balık (-ki bu konuda hızlı davranmalılar.) -Senin marş...

Bağlılık

Zaman zaman düşünülenin aksine ne kadar bağlı olduğumun farkına varıyorum. Geçmişime bağlıyım. Beni mutlu eden tüm anılarla beraber yürüyorum. Gereksiz gülümsemelerime sebep, ilaç gibi canıma hatta. Biran müzik dinlerken, bir yerden geçerken, başıma birşey gelince. Birileriyle değil, tek başıma güldürecek, gülerken de orada olmaya özlem duyuracak zamanlardan bahsediyorum. Tutsam, bırakamasam diye düşündürüyor hatta. Bir de canımı acıtan zamanlar var. Garip, o zamanlara ait herşeyi unuttuğumu her fırsatta söylesem de bırakamıyoruz birbirimizi. Her düşük cümlem de hissediyorum onları. Ne zaman büyüyüp, sadece tecrübe olarak bakarım acaba? diye düşüyorum. Bırakmaya niyetli cümleler kurup ama düşünmeyen insanım birazda. Kendi içimde ironik davranışlarla devam ediyorum. Unutmaktan çok anımsamaya dönüşüyor herşey. Aileme bağlıyım. Destek olmadan istediklerim için bir yere kadar savaş veririm. Neler istedim, neler yaptım kısmında çok eksiklerim var. Neden peşinden koşmadım kısmında benim yüre...

Demir Demirkan temalı

Resim
Demir Demirkan' ın beşinci albümünde ki " Aşktan öte" parçası dinlenmeli. Kaçıncı tekrar bilmiyorum. Kızlar delirene, mesai de bitene kadar dinleyeceğiz gibi gözüküyor :) Tıklayıp, dinleyelim o zaman...

???

Ne özlem çekecek kadar çok, ne de tutkularımı doya doya yaşayacağım kadar az vaktim var. Şükredeceğim güzel bir hayatım, yerine oturmamış bir kaç büyük taşım var. -Çok denedim,oturmadı bir türlü.- "O adam" kavramıyla yaşayan bir kadın olarak hayatıma devam etmek daha huzurlu. Kime? Neye? göre yaşadığımız dışında Ne zaman? Nerede? sorularıyla yaşamak. İşte tüm ihtiyaç bu belki de.

Jehan Barbur

Resim
Bugünlerde Jehan Barbur fanı olup çıktım iyice. O kadar fazla dinliyorum ki artık işkence boyutuna geçiyorum sanırım. Karşıma yüxexes i izlerken çıkmıştı. "Dünyaaaaa Leylaaaa" diye bağırıyordu. Hatta ilk olarak Candan Erçetin yüzlü bir kadın diye anlattım arkadaşlarıma da.Yavaş yavaş albüme geçiş yaptığımda ne kadar başarılı bir albüm olduğunu hissedince şaşırıyorsunuz açıkçası. Çok televizyon izleyen bir hatun değilim ama takip ettiğim birkaç şey vardır. Sadece ve özellikle dream in destek vermesi garip bu kadar başarılı bir kadına. "Uyan" albümünün ismi. Şarkılarındandan bahsetmek gerekirse; 1- Gidersen: Giriş için sanırım en güzel seçim yapılmış. Önce gitarın sonra da Jehan ın sesi öyle bir giriş yapıyor ki. Sözler eşlik ettikçe can yakıyor sanki ama asıl garip olan bu huzurlu bir şekilde oluyor. Gideceksen durma diyor son bitişte ve gerçekten de bitiriyor insanı. Dinlenmesi şart bir şarkı. İlk video klibini de bu parçaya çekmesine şaşmamak gerek. 2- Ley...