güle güle giy kara kız :)) kıskandım... ben de hafta sonu gittim bi sürü ciciler aldım kendime :) ama resmini koymuyorum, belki bigün üstümde farkedilir..
___ Gölgeli bir güne güneş doğuyordu. Ben de sabrımın en uçlarında uzunca bir yürüyüş yapıyordum. Öyle ki güneş arkamdan tepemi ve omuzlarımı ısıtırken, ayaklarım gevşiyordu. Ki o ayaklar geçmemem gereken o sınırlar içinde öyle dikkatli yürüdü ki defalarca. İşte o sınır çizgilerinin birinde, uçurumdan aşağı düşürdüm hayal kavanozumu. Parçalanması o kadar hızlı oldu ki, öylece bakakaldım. İşte düşürdüğümden beri belki bir yolunu bulmuşlardır diye çok kez yürüdüm aynı yerlerden. O günlerden biri bugün de. Bazı zamanlar bugün gibi güneşli, bazı zamanlar titremekten bile zor yürünür, bazen ise ağlar gibi yağmurlu. Ama uzun süredir gölgeli bir güne güneş doğmuyordu. İşte o yüzden, güneş sanki sırtımı delip, kalbimi ısıtıyordu. Sanki biri yürürken, bir yandan size sarılıyor gibi. İnanmayı kaybettiğiniz zamanlar yaşadınız mı? Hani Tanrı varsa neden bu başıma geliyor dedikleri günlerden birini. Ya da içe doğru gömülüyor hissettiğiniz? İçinizde bir oda var sanki de oraya kendin...
___ Gri bir toz bulutunun içinde, renklerin birbirine küstüğü o sessizlikte arıyorum seni. Gözümün önündesin işte, dudaklarımın çizgisine kadar yakında. Bir an uzansam — sis gibi dağılıyorsun, elim kendi gölgeme çarpıyor. Çarpan el, içimde ince bir sızı bırakıyor. Nefesin tenime değmeden kayıyor üzerimden, yine de dokunduğunu sanacak kadar yakındasın— ama bakışların beni bulmuyor. Karanlığına doğru biraz daha yaklaşıyorum. Kulağına doğru eğiliyorum, fısıltım duvara vurmuş gibi yine bana dönüyor. Aynı kelimeler, başka bir ağızdan kopmuşçasına, sıcak ve cüretkar. İçimde dönüp duruyor ismin, duymanın bir yolunu bulursun diye bekliyorum; diğer yandan ben hala anlamaya çalışıyorum hangi boşlukta kaybolduğumuzu— aynı gölgenin içinde durup nasıl iki ayrı dünyaya bölündüğümüzü. Bakışlarınla arıyorken birisini, belki de sana çarpıyor içimde taşıdıklarım. Duyuyorum sesini, durmadan tekrarladığın o cümleleri: “Söyle… Var mısın benimle o boşluğu tek bir renge çevirmeye...
__ Ne kadar yıl geçtiğini, matematiğini yapmadan hatırlamıyorum. Babamın o palyatif odasında nefeslerini dinleyeli üç yıl olmuş. Belki de ilk kez, gerçekten ama gerçekten neler döndüğünü yazabiliyorum. En büyük silahım, duygularıma benzetme bulmak. Diğer Merve anılarını sakladığım kutuya koyduğum gibi, onları da bir telefon sonrasında aynı kutuya tıktım. “Babanız öldü mü?” Babanız ölmediyse, o dramatik gelen sorunun ne kadar anlamsız olduğunu bilemezsiniz. Sizin hiç babanız oldu mu? Benim öldü. Kör oldum. Kör olmak bir yetiyi kaybetmek değilmiş meğer. Seni sen yapan, fazla görünen duyguların kararmasıymış. Işıksız kalan hislerine enerjinin yetmeyip, onların karanlıkta kalmasına alışmakmış. Bir zamanlar “fazla” bulduğum tüm duygular, meğer gerçekten fazlaymış — ama sahici oldukları için. Siz nasılsınız? Ben yanılmaktan nefret ederim. Defalarca tartar, sayısız gece düşünür, uyanır, tekrar düşünürüm. Realist olmakla övünürüm. Ergenliğimden beri sıradan olmamak için her şeyi öğ...
güle güle giy kara kız :))
YanıtlaSilkıskandım...
ben de hafta sonu gittim bi sürü ciciler aldım kendime :)
ama resmini koymuyorum, belki bigün üstümde farkedilir..
güle güle kullan tatlım :D
YanıtlaSil@ hulusi koca biaradan sonra teşekkürler.. ben farkederim merak etme sen :)
YanıtlaSil@hesi canım beniim teşekkürederiim :D