Kayıtlar

Eylül, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Bir Tutam Cennet - A Little Bit of Heaven

Resim
Herşey en üst düzeyde yolundayken; güzelken, güçlüyken, mutluyken, gerçekten iyi dostlara, iyi bir işe ve başarıya sahipken, aşk sorumluluğu altında olmadan ilişkiler yaşarken, bir anda herşeyinizi bir kolon kanseri yüzünden kaybedeceğinizi öğrenseniz tepkiniz ne olurdu? Ya peki Tanrı size son 3 dileğinizi sorsa? Başrollerini Kate Hudson ve Gael Garcia Bernal' ın paylaştığı, romantik komedi ve dram filmi olarak, iyi denebilecek bir film olan "A little a bit heaven" la karşımızdalar. Bu yağmurlu Eylül akşamına uygun bir film oldu hatta. Sweet November tadında; hastalığını öğrenen bir kadının, her insanın sanırım son anlarında "keşke" dediklerini, aile ve aşk hayatını yerine oturtmaya çalışmasını,hastalık evresini, etrafındaki insanların duygularını ir nebzede, içi sızlatacak kadar anlatmaktaydı. Filmde sorgulanacak sahneler de vardı tabii kopuk ve saçma kurgular gibi Filmi izlemeyenler için ayrıntı vermek istemediğimden buralarda susmam daha doğru sanırım. ...

Kıssadan Hisse Zamanlar - 8

Resim
Bir Rumeli şarkısına tutturdum sevgimi de gönderdim sana. Alır mısın tam istediğim gibi? Havada salınırken kıskanır mı kuşlar, ondan daha güzel öten sesi? Anlar mısın sana çaldığını? Dinlesen anlar mısın seni sardığımı Alsan ellerine tekrar tekrar dinler misin? Sevinir misin sana ilk kez gelmiş gibi? İşte durmadan bunları düşünüyorum. Nasıl yapsam? Ne etsem? Diye. Oysa gerek yoktu bilirdim. Sevdiysek eğer –yani sende sevdiysen beni- bizim dilimiz vardı. Ne dersem diyeyim anlardın beni. Şimdi tahta bir sandalyede, masaya uzanmış ellerim, Kulağıma çalınan bir Rumeli müziği, Masada bir defter , önümde tüten çay, Uzaktan insanların gözüne takılan ben. Yazıyorum cümleleri silkeliyorum tüm gücümle. Kalmasın tek kelime aklımda. Elbet dökülenlerden biri anlatır derdimi. Ya biterse? Diye korkuyorum bir an. Sonra ferahlıyorum. Bilirim; sessizliğimde sende çok şey demekti. Hatırlar mısın? –Peki benim gibi anar mısın?.- __ (Özel olduğunu farkettim, yazamadım deftere bile.) ...

Kıssadan Hisse Zamanlar - 8

Resim
---- "Salıyor ruhum kendini artık. Başım düşüyor karşında, gözlerimi görme diye. Bu kadar dayanabildi yüreğim acıya. Ölüm imtihanından, adına okunmuş sela sesini duymaktan en fazla korkarım bundan sonra anca." dedi kadın. Onu son gördüğünde bir anda bu cümleler dökülmüştü. Adamın ve odanın sessizliğinde yankılanıp, tekrardan dinledi söylediklerini. Ne kadar da acı dolu ve umutsuzdu. Durmadan tekrar ettiği, artık ezbere konuştuğu,bir araya getirici cümlelerinden çok uzak. Artık yapacak bişeyi kalmayan bir insanın, hatta bir kadının tamamen arkasını döndüğünün kanıtıydı. Neler harcamıştı oysa mutlu olmak için. Değerlerini, gelecek planlarını,yanındaki insanları. Neleri paylaşmıştı "biz" kelimesi olabilmek için. Soluduğu nefesi, geleceğini, sonraki adımını, bedenini, hatta tüm ruhunu, mutluluklarını,acılarını... Gitmeden bir kaç güzel kelimeyi hak edecek kadar da çok sevmişti. Ama sessizlik oldu sadece cevabı adamın. Gözlerinde başka kadın saklayıp, zamanını ge...

Kıssadan Hisse Zamanlar - 7

Resim
Işıkları kapatmıyordu çok zamandır. Ezan sesiyle irkiliyordu bazı sabahlar. Uykusu bir saati tamamlamadan,uyanıp bir daha dalıyordu uykuya. Her birinde farklı rüyalar görüyordu hatırlamadığı. Sabah ilk işi, Işığı kapatmak oluyordu ve aynadaki suretin varlığını kontrol etmek. Hep aynı mimiklere sahipti. Sert ve kararlı yürürdü. Ama tek bir ses ürkütürdü. Mütemadiyen içinden konuşurdu, dışındaki sessizliğin tersine. Bazen zaman kovalıyordu, bazen zaman onu. Yakalasa zamanı kendi salıyordu da ipini, Zaman onun kadar merhametli değildi. Yakaladı mı canını acıtmadan bırakmazdı. Alışkanlık denen mereti de bu sayede öğrenmişti. Alışmıştı mesela acıtmasına. Yüzüne vuran rüzgar misali, yürümeye devam ederdi. Konuşurken kelimeler sırasız dökülürdü, Ara sıra aklındakilerle karışırdı da farkettirmezdi. Dinlerken düşler kurar, konuşurken orada olurdu. Gününü, sadece o günmüş gibi yaşar, Bir anda kararlar verirdi. Gitmek,gelmek,affetmek,kovmak... Ölmek dışında herşeyi. Olmasa...

Kıssadan Hisse Zamanlar - 6

Resim
*** Hayat, aldığın nefesle, karıştığın nefeste. Kolay değil bazen, emin misin yürekte? Bildiğin az gelecek bazen, bilmediğin yük. Sonunda İbrahim gibi yanmamakta var ateşte, Tebrizli Şems gibi aşk uğruna ölmekte. ( 10.09.11 01:03 ) *** * Tümer ' le karşılıklı birşeyler karalarken çıktı bu cümleler. Daha da nicesi. Bir gün belki oturur düzenleriz de, kuvvetli bir öykü ya da deneme yazarız. ** Paylaştığım parçaya gelince; uzun süredir aklımda ama bir türlü paylaşamadığı, benim için de çok ama çok özel bir şarkı, "Kürk Mantolu Madonna". Aslında Neden Kürk Mantolu Madonna? Neden Maria Puder? temalı bir yazıyı hazırlayıp, arka fonunda da; benim gibi etkilenen bir grup olan Vera ' nın parçasını da paylaşmam farzdı. Ki Vera bile yazılacak bir başka başlıktır. Tembellik yapmayı bırakıp yazmadığım için aşağıdaki videoyla kalsın şimdilik. İyi okurlar ve dinlemeler. Vera ' ya bir de Emir Bey eşlik ediyor.

Zaman

Resim
Güneş terkederken kızıl kızıl şehri, şehir ışıklanıyor kendiliğinden bir yandan. Güneş batıp, ay aralarken kendini bulutların arasından, denize bir resim çerçeveleniyor. Ben, eski bir terasta olanları izliyorum bir çift gözle. Öncesinde eşlik eden bir çift gözü terk ettiğim anları anımsamaya geldiğim bu yerde, gözlerimi alan sahneye dalıp gidiyorum. Virane bir kalbi, umutsuz zamanlardan kurtarmak için koşar adım gelen bir arkadaş gibi yüzümü gülümsetiyor izlediklerim. Ama ne çare daha da çok düşündürüyor bir yandan da.İnsanlığın akıl erdiremediği bir çok şeyi çözecekmişsin gibi geliyor. Ama ne çare. Limitsizce kullanılan cümleler arkasına, ben de birkaç cümle ekliyorum. Zaman diyorum, sadece zaman. Zamanı saklamak zor. Olanları tartmak, sıraya koymak daha zor. Öyle bir zaman ki; Koşsan yetişilmiyor. Uyusan durmuyor. Sadece beklesen geçip gidiyor. Nefes almasan bitiyor. Öyle bir zaman ki; her şeyi içinde saklıyor da, birkaç saniyeyi hatırlatıp, sadece o kadar yaşamış gibi hissetti...

Raif' e Haykırış..

Resim
"Raif, duyuyor musun sesimi? Kurtar beni. Gelmesem de, zorla çek götür beni. İçimdeki sadece bir zehir imiş. İdrak etmesi, anlatması zor. Sana yazdığım onlarca cümlenin yalan bir mürekkeple yazılıp, kaybolduğu gerçeğine kim inanır ki? Ben bile inkar ederken. Ama tutmuyor ellerim, taşımıyor ayaklarım vücudumu. Bir anda kayıp gidiyor zaman, gözlerimi perdeleyerek.İstemediğim fotoğraflar beliriyor gözlerimin önüne. Boğazıma yutamayacağım lokmalar sıkıştırıyor. Dilimden güzel dilekler yerine lanetler dökülüyor. Bedenim bile istemez oldu artık beni. Bir kaç beyaz önlüklü adamı istemiyorum yanı başımda. Seni istiyorum. Her nerdeysen, çık ve gel. Maria' nın bir kez daha tek ölmesine izin verme." Paylaşmak gerekir. Sözleri "işte buydu anlatmak istediğim." der gibi. Bir de Emir Bey ve arkadaşlarından dinleyelim.Teşekkürler.

Kıssadan Hisse Zamanlar - 5

Resim
Rüya ve gerçek arası. Bir yarım zorla uykuda, sussun diye. Diğer yanım hep bir koşturma da. Açıklama yok. Sorgu yok. İsyan yok. Evet ya da hayır. Herşeyimi elimden alıp, uzun bir uykuya bırakacaklar. Korkuyorum herşeyin yasak olduğu, o inandıkları deliğe sokacaklar beni. Ve hep aynı cümleyi söyleyecekler. "Herşey iyi olacak." Ve tek bir dilek, tek bir ağızdan gibi söyler gibi. Duyuyorum. "Yok olsun." nidalarını. Yetecek mi peki? Herşeyi düzeltecek mi? Nefes almak için son denemeydi. Son cümleydi bunlar. Daha da tek kelime etmeyeceğim. Gözlerimi açmayacağım. Ellerimi saklayacağım. Herşeyi yakıp, küllerini herkes gibi suya değil; lanete bulayıp, ahlarla kundaklayıp toprağa gömeceğim. Bilediğim ve bir daha gelmeyeceğim bu yeri, bir daha hiç hatırlamayacağım. Onunla beraber olduğum son ana, sadece sessiz kalacağım. Ömrümden ve bedenimden çalınanların hesabı sorulurken bir yerde, Bıraktığım yerden devam edeceğim. Gecikmiş bir cesetin kalan kokus...