Kayıtlar

Ağustos, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Kıssadan Hisse Zamanlar - 4

Resim
Ucu bucağı bulunmayan, Güneşin ve ayın çok iyi anlaştığı, Gündüz vakitleri; Ağaçların arasından sızan su ışıklarıyla oynandığı, Tüm renkler süzülürken gözlerimin önünde, Bir yandan da rüzgarla cilveleştiği, Bir tabloyu anlamak ister gibi uzunca baktıran, Gece vakitleri; Gökyüzünü parlak bir siyah göğün kapladığı, Koca bir ay ve sayılamayacak kadar çok yıldızların parladığı, Suyun en asil siyah kıyafetini giyip, süzüldüğü, Ateş böceklerinin otlar arasından belirdiği, Dilekler yüzünden yıldızların kaymadığı, Kuşların göçmek için sebebi bile olmayan, Köksüz bir ağaç gibi sonuna kadar yaşanılan, Karanlıktan kimsenin korkmadığı, Yağmur ıslatırken her yeri kaçmak için yer aranılmayan, İnsanların kötü olmaya iten bir savaşı olmadığı, Herkesin gelemediği, ama gelmek istediği, Anlayacağınız; Çok uzak rüyalardan yazıyorum şimdi. Ne vakit gerçek zamanda olmak isterim meçhul. Avam zamanlara karışmak değil niyetim. Ellerimle kurduğum,sevdiğim gibi olmadığı sürece de...

Kıssadan Hisse Zamanlar - 3

Resim
Kaç defter tüketmişim şimdiye kadar,ne garip sığdıramamışım aklımdakileri bir türlü. Sayfalara dokununca anlıyorum herşeyin anlamını. Aslında ellerime sığınan,sıcağına sığındığım kalemlerim imiş. Nasıl da kabarık sayfalar. O kadar belli ki; tüm gücümle kalemle deftere dokunuşum, toprağı eşeler misali. Hiç silinmesin diye uğraşmışım,ne yazdıysam hep kalsın istemişim. Yolda giderken yazılmış bazıları.. Bazıları da başka mekanlarda.. Bazen oturup dizmişim tesbih gibi, sıraları bir şekilde kafamda uçuşanları... Bazen tutmuşum birini not almışım, unutmak derdine. Bazen de en uç duygularımın tarihleri kalsın, tekrar okuduğumda duygularım daimi hissetsin istemişim sadece. Yazılanları tekrardan okuyorum uzun zamandan sonra. Okudukça anlıyorum tüm sahip olduğum varlığımı. Nasıl da kendinden emin tüm sevmelerim, hüzünlerim, sevinçlerim... Dilediklerim,ahlarım... Arafta kalan zamanlarımda daha da gömülmüş ellerim mürekkebe. Aklı başımda sevdiğimde de, aklım beni terk ettiği zamanla...

Kıssadan Hisse Zamanlar - 2

Resim
Güneş vurdu önce şişmiş gözlerime, Döndüm arkamı kendimce sinirle. Açtım gözlerimi yine, baktım etrafa, Uyuduğum yerden kalkamama ümidiyle. Her zaman olmazdı dilediklerim, Ama bu sefer gerçek olmuştu işte. Dün gece yattığım siyah oda, Güneşle birlik olmuş şimdi, Var olan tüm renkleri sahneliyor. Duvarlar da bir sürü fotoğraf, Hatırlaması kolay olsun diye asılan. Bir defter başucuma fırlatılan, Sayfaları da yazmaktan kararan. Yaşı yok sevinmenin, Üzülmenin de olmadığı gibi. Gülen bir yüz görmek aynada, Unutulan eski bir arkadaşı görme misali. Yeniden açmak bu gözleri, Kaybettiğini tekrardan bahşetmişler gibi. Yeniden inanmak nefes alan birşeye, Var olmayana inandırmak gibi. *Kuralsız başladı yazmaya küçük parmaklarım, öyle de devam etti eskiden kalma bir inatla. Ne anlattığımı anlayan tüm insanlar için de paylaşılmaya devam etmekte. *Ve hayran olduğum kadın eşlik eder yazıma;

Kıssadan Hisse Zamanlar - 1

Resim
Açılmıyorsa kapı, zorlamak neden? Bir yol için tek kapı yalanı kime ait? Kim inandırdı beni buna? Peki bu sadakat kimden bana yadigar? Ve bu insanlara karşı bendeki kısmı körlük... Ya bu insanların hoyratça savurdukları sessizlikleri. Sorumsuzca kurdukları sözüm ona cümleleri. Böyle insanlar mı seviyoruz biz? Böyle insanlar mı oluyoruz? Ve ne yazık zamana karşı bu kadar acımasızlığımız. Ne garip bu yaşananlar, kalemime düşenler şimdi. Geçmişte karaladığım sayfalarca cümleler... Değer biçmeden, olur beklemeden... Filtresiz akıttığım, ara ara ben kokan, başkaları kokan... Ve ne garip noktası gelen konulara gelmek. Elini uzattığın o anda, hangi beklediğimiz her zaman orada? O anlardan sebep rakamların değeri. Duygular belki ama bugün ile yarın farklı, O yüzdendir "o tarih", "o saat" tir geçmiş-gelecek. Ve bunlardan dolayı değişir insan,madde,mekan.. *Kıssadan Hisse Zamanlar' a başlangıç yazım olsun. Parçası yanında gelsin. ;)

Bir Dönüş Hikayesi

Vazgeçmek. Ne aptal bir eylem. Ben de tam olarak, yarın 1 hafta olacak şekilde, işte tam olarak bu fiili gerçekleştirdim. Ve yine tam da yarın 1 hafta olacak şekilde, aynı eylemle tanıştım. İki taraflı olarak da ilk defa karşılaştığım bir durum olmasa da, her seferinde farklı bir his oluşturduğu, diğeri ötekinden daha ağır gelebilecek bir durum oldu. Öyle bir şey ki, en son hissettiğimde, gerçekten ama gerçekten, -üzerine basa basa yazıyorum, hatta koyulaştırıyorum,- ölmek istedim. Bunun için yalvardım Yaradana, sırf kendim yapmamak için. Düşündüm, eğer adı düşünmek ise. Sonra karar verdim kendimce. Madem vazgeçmek kolay insanlar için sevdiklerinden, bende sıraya soktum. Yazmak, kendim(evet, seviyorum kendimi), sevme duygumu, var olmayan şeylere olan inancımı... Hepsini yok edersem daha gerçek olurum diye düşündüm. Yaptım, yapamadım kısmı karışık. Zaten amaç veda yazısı yazmam da ki sebebi anlatmaktı, umarım anlatabilmişimdir. Bu işin başlangıcının özet kısmı. Son noktası da veda yazı...

Veda

Resim
Siyah bulaştı suyuma. İnançlarım, kelimelerim, kalbim bulanırken griye..Set çekemiyorum olanlara. Bıraktım dönsün siyaha. Temizken görmeyen kalplere ne anlattım durdum kendimi, olmadı. Bir de böyle görmeye çalışsınlar içimi. Kelimesiz, sessiz ve siyah. * Son yazımdı bu. Ara zamanı gelmiştir artık. Lanet bulaştı mürekkebime, ne yazsam olmuyor. Mühürledim defterimi, yazmam daha dedi dilim dün gece. Bu da son olsun, veda yazım olsun.

Yazmaya Sebep

Resim
Aklın bir kenarına saklanmış mutlu eden düşler... Beklemeden giden yıllara inat yavaşça kurulmuş cümleler... Sonu belli bir senaryoya inat yarım kalmış sahneler... Her an gidecekmiş gibi kapının yanına bırakılmış boş bavul... İtinasız yanyana dizilmiş bardaklar... Yazmadan, konuşmadan paylaşabilecek bir ömür... O ömrü yazacak tükenmeyen bir kalem,bitmeyen bir defter... Pencereye vuran güneş, rüzgar, yağmur, kar.. Ve bir sürü sebep var ki insanı yazmaya iten. Sen ve daha fazlası...

Bir Albüm, Koca Bir Hikaye

Birsen Tezer i dinlemeli şu sıra durmadan. Dolunay parıldarken gökyüzünden bize, mazoşist ruhum da hortlamışken şu sıra kadehlerin arkasına saklanmak zaman kaybı. Bir kaç melodi, ses bu isyana eşlik etmeli diye düşünüyorum. Yoğun tempodan arta kalan gecenin bir kaç saatimi Birsen Tezer'le geçiriyorum bir kaç gündür. Önceden de dinlememe rağmen bu bir kaç gün daha farklı geliyor cümleler, enstrümanların sesi kulağıma.Hayallere dalıyorum aniden yine. - Küçük bir sahnede, iskemlenin üzerinde anlatıyor Birsen, anlatıyor. Dinlemeye çalışıyorum, aklımın seslerini bastırıp. Ama beceremiyorum. Dökülmeye başlıyor gözlerimden biranda. Utanıp düşüyor kirpiklerim aşağıya doğru, sağ elim sol elimi rezil etmek ister gibi ne yapacağını bilmiyor. " Aşk bu değil, yapma güzel " diyor Birsen. Nasıl yapmayayım diyorum? Ne istediğini ilk defa bilen ben, ne zaman kafasını kaldırsa soluk görüyor karşındaki sureti. " Seni sevdiğimdendir gelirim ben bu yere, Yanaklarıma düşer gözümün ya...

Nasıl Başladı, Neye Bağlandı Cümleler Yine

Resim
"İşaretler, tesadüfler, istemek... Yetersiz kalan bir sürü şeyden sonra yollarını ayırmak.Emanet olan bedenlere, emanet ifadeler yükleyip, birşeyler yaşamak. Kötü biten herşeyi temize çek, yıka ve rafa kaldır. Sonunda böyle iyi hatırlıyor insan herşeyi, yoksa ne mümkün tecrübe olarak kabullenmek." "Ramazan geldi, koca bir seneyi atlatıp. Çok şey diledim, çok şeye de sahip oldum. Kaybettiklerimi de sahip olduklarımdan saydım zaman geçtikçe. Düzenim, düşüncelerim değişti, ben değiştim. Ürkek olan kelimelerime,cesaret geldi. Savunamadığım da yıkıldığım, zaman zaman inkar ettiğim, ama içimde -kelimelerim şahit olsun ki- pişman olmadığım günler de elbet.Ve dua etmeyi, Rab' dan dilemeyi öğrendim. Dilimle dileyemediğim dönemlerde oldu, sadece içimden geçen zamanlarda. Elimden kalemde düşmedi, içimde cümlelerde eksilmedi. Yazdım durmadan. Maddelere bir sürü nefes yükledim,can gelsin diye. Kendimi tekrar etmekten korkarken, duygularıma eşlik etti bir mevsim,bir defter ya da...