Kayıtlar

2009 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

2010 temalı

Gece rüyamda her ne kadar kabuslarla uğraşmış olsam da yine de güzel bir gün geçirme dileğiyle geçirdim. Yeni yılda sağlık,mutluluk, sevgi, başarı yakanızı bırakmasın. Dileklerimi paylaşacağım bir post olacağını düşünüyordum yazıya başlarken. Ama baktım, içimde kalsa daha güzel olurmuş. Şirket içinde dolaşan bir maili paylaşmak istedim sizlerle ; Genellikle böyle başlar; gönül ne mey ister, ne meyhane gönül muhabbet ister mey bahane Böyle devam eder; belirti: Ayağınız ıslak ve soğuk. sebep: Kadeh yanlış açıyla tutuluyor. çözüm:Kadehin ağızını yukarıya gelinceye kadar çevirin. ------------------------------ belirti: Önünüzdeki duvarda avizeler var. sebep: Zeminde yatıyorsunuz. çözüm: Vücudunuzu zemine 90° açı yapacak şekilde konumlandırın. ------------------------------------------- belirti: Zemin bulanık görünüyor. sebep: Boş bir kadehe bakıyorsunuz. Çözüm:Hemen kadehi sevdiğiniz bir içecekle doldurun. -------------------------------...

-di ' li geçmiş zaman özeti

Soğuk zamanlardan kalan sıcak birkaç anı. Onları sadece "keşke" den ibaret olan cümlelerin yanına kaldırmak en hafifiydi. Yaptım, zorlanmadan kaldırdım hem de. Hiç beklemediğim anda karşıma çıktılar. Çatlakları iyi kapatamamanın verdiği bir cezaydı bu. Karşıma çıktıkları anda bile yine de o zaman zarfında yaşananlara üzülecek vakti bulmamak için dua ediyordum. Herşey o zamana dönsün diye. Sanırım bunun işkenceden ibaret olduğunu anlamam zor olmuştu. Ama bu sefer anlamıştım. Çok uzak bir fotoğrafmış yaşanabilecekler. Gereksiz değilmiş, korkuyla geceleri işkenceye çeviren kabuslarım,her düşündüğümde oluşan iç acılarım,nefes kesintilerim. "Belki de" denecek artık imkansız olan ama yine de onca saniyeleri ardımda bırakırken, hiç özlememeyi dilemeye başlayacağım günler yaşayacakmışım meğer. Zor ama öğretici bir zamandı. Dua kabul ettirme kısmında ne kadar başarılıydım bilemiyorum ama yeni ve güzel olan herşey için zamanım olduğuna inanıyorum artık. Ara ara kanal kaybına...

Ah Paşa' m ah...

Halen işteyim. Durdum,durdum dayanamayıp yazmak istedim. Güzel güzel çalışıyorduk. Tamam, güzel kısmı abartı. Neyse, Zeki Müren birden başladı "Gökyüzünde yalnız gezen yıldızlar.....Kaderim bu,böyle yazılmış yazım.." devam ediyor böyle. Hepimizde ah' lamalar vah'lamalar. Yalnız falan da değilim ayrıca! diyip küçük bir gereksiz uyarıda bulunmak istiyorum. Çalışırken Zeki Müren dinlenmemeli. Dinleyen iş arkadaşlarımızı da uyarmalıyız. Dinleyenlere de panzehir gibi bir şarkı da benden gelsin. Sezen Aksu'dan "Kusura bakma"... İnanmak yeter mi? sorusu kulaklarımda çınlıyor ama duymak istemiyorum... İçimden geldi,neyse gidiyorum ki ben zaten... İyi hafta sonları dileyip hem de :)

Yeni yetme asi kız modu vol 2

Resim
Yok, olmuyor. Bu yazımda yukarıdaki fotoğrafda oluşan durumu anlatmıştım. Tamam okulda falan bu triplere girmemiz normaldi de, halen böyle triplere girmemiz yetmeli değil mi Pınar? O an farketmeyip, özellikle bunu her seferinde fotoğrafları bilgisayarda incelerken farketme durumumsa ayrı bir vaka. Cık cık. Durum inceleme sonucu: Bütün fotoğraflar incelendi. Akşam boyunca o kadar mekan değiştirmemize, o kadar fotoğraf çektirmemize rağmen bu durum hep aynı mekanda meydana geldiği belirlenmiştir. Sorun Pi' de mi yoksa bu kızlarda mı bilinmemektedir. Sevgiler,

Benim adım orman...

Resim
Sonunda beklenen hediye geldi. Şu sıra duyduğum en güzel haber bu sanırım. Şebnem FERAH ve yeni albümü. Dün yayınlamış olduğu bu güzel albümü dinliyorum şimdi, mesaideyim. Kafayı da hafiften çizmek üzereyim sanırım. Bir yandan tarçın,kek reçeteleri bir yandan Şebo olunca sanırım gaza geliyor insan. Albüm için ufakta olsa yorum yapılacak olursa, tabii ki sözlerime başarılı demekle başlamak istiyorum. Özellikle "Can kırıkları" albümden sonra fazlaca soft gelecek bir albüm. Şimdiden söylemek lazım. İlk dinlemede mızmızlık etmemek adına.Yani şu an 4. başa sarmış durumda biri olarak söylüyorum -ki halen Şebo' ya tam olarak eşlik bile edemiyorum. Ama bazı sözler var ki... Yine sizi itip suyun içine, derinlere dalmanıza sebep oluyor. Benim gibi alışık olanlar için sorun yok ama merak etmeyin :) Dinlemek lazım. Ayrıca bence albüm kapağı da gayet iyi. *Alakasız bir olay: Ofiste oturmuş hem çalışıyor hem Şebo yu dinliyorum. Telefonum çalıyor. Kim? Hayırsız teeee liseden arkadaşım ...

Yoğun bakım sonrası...

Uzun bir ara... Çatlakları iyi yapıştıramamışım. Kendimi gözardı etmişliğin verdiği garip his. Bunun verdiği beceriksizlik hissi ise ayrı bir acı. Su aldıkça battım. Koca bir yatak. Ağladıkça, alıyor nefesimi. Ve hep aynı kabus bir hafta boyunca. Her sabah ağlayarak kalkmak ne kadar ağır bir yükmüş bilir misiniz? Siz de okadar kaptırıyorsunuz ki bu acıya, artık dayanamayıp bırak artık kendini diyorsun içinden. Dedim, vücudum ruhumdan daha güçsüz çıktı. Ağladım,ağladıkça çıkardım içimdeki tüm acılarımı. Toparladım kendimi. Hep aynı cümleyi söylerdim. " Bir çift gülen göz, iyi bir duvarmış yaşananları saklamak için. " Halen aynı cümleyi sarfedebiliyorum. Hakkını veremediğim zamanlar olsa da. Tekrardan nefes alma tadında cümleler kurma adına güzel bir gün. Hissediyorum.

Şşşşt...

Ruhumun içinde bir köşesinde oturan yaşlı kadına ve emekleyen ufaklığa söyleyecek birkaç sözüm var. -Kadın otur, mızmızlanmayı bırak. Çocuk sende zırlamayı bırak. DİNLE - İZLE

İçimdeki ejderha ve müzik

Resim
Gözlerimi açamıyorum resmen. İçimde kocaman bir sıkıntı. Böyle ejderha gibi hissediyorum hatta kendimi. Ama farkımız büyük. O alev topu fırlatıyor, bense su topu. Susturamıyorum kendimi. Kocaman cümleler varmış gibi içimde ama yok gibi. Eyvaaaahhhh çiziyorum kafayı sanırım diyorum, kendimi iyi hissettiğim ufak bir arada. Böyle zamanlarda karar verdik iyi düşüneceğiz. Ne yapacakmışız? İyi düşünecekmişiz. Bugün çok güzelim. Bugün keyfim çok iyi. Bugün hava çok güzel (ıh güzel, heryer sisti bee). vs. vs. Tabii becerebilecek kabiliyetteseniz. Ben değilim, ama " Bugün süperim " taklidini iyi yapanlardanım. Neyse böyle süper garip bir günde benim ruhumu kurtarabilecek en güzel şey müziktir. Şirketin internet yasakları bu konuda en iyi destekçim. Sponsorum gibi hatta. Neden? Çünkü bu yasaklar beni bu konuda araştırmalara daha fazla itmeye başladı. Şanslıyımdır da genelde aramalarımda. Her seferinde dinleyebilecek yerler bulabiliyorum. Geçen yien sinirlenip arandığımda http://www.pit...

İçimden geldi yine...

Yalnızım. Bunu biraz geç anladım. Ömür hep birilerini kendi görmek istediğin gibi görmeyle devam etmiyormuş. Biraz son tükenmemde, daha kısa sürede yere tökezlemeye başlayınca öğrenmiş olsam da. Koca hayatlar soktum küçücük hayatıma. Bazen çok su yuttum bazen sadece ellerimi ıslattım. Gün geldi su yüzünde kollarımı açtım göğü izledim. Çırpınıp her boğulacağımı sandığımda sabaha gözlerimi açıp, yeni hayata başladım. Bu sefer farklı başlamak için elimden geleni yaptım ama yine olmadı. Nedenini anlamam zor değildi. 3. cümlem bunun nedeni. "Görmek istediğim gibi" görmeye çalışıyorum yanımdaki adamı. Eskisi kadar uzun sürmüyor ama sürüklenmem. Az düşünmeye çalışıyorum önceleri.Sonra bakıyorum içimi kemiriyorum. Canım acımasına rağmen devam ediyorum hem de. Baktım artık nefes bile zor gelmeye başladı vazgeçemeyeceğim insanları düşünüyorum böyle anlarda. Hani hiç yok olmasın istediklerinden. Sevdiğimde böyle oluyor bir dönem. Hiç gitmesin, iyi-kötü* her şeyiyle yanımda kalsın istiy...

Çırpın... Boğulmamak için...

Resim
Doğum günüm geçti gitti. 3 Kasım 2009 benim için güzel hatıralar bıraktı hatrımda. Beklenen,beklenmeyen herşeyiyle hem de. Çok şey öğrendim. *O günden ufak bir kare. Tabii ki hava soğuktu. Ama şanslı bir günümdeydim ki işten normal saatte çıktım. Serviste bunun verdiği mutlulukla sırıtışımdan belli. Yazmak hiç bukadar zor gelmemişti. O yüzden tamamen kısa kesip 3 Kasım dan beri dilimdeki olan şarkıyı paylaşmak geldi sadece içimden. Sensiz hayatı neyleyim diyerek bağrınmak bize kalan (DİNLE!) * Bu hafta kuzen evleneceği için ayrıca bir yastayım zaten. İtiraf ediyorum sevmedim sevemedim enişteyi. Ama süper olacak son günü süper. Herşey hazır. (İçimdeki kız garip kabul ediyorum. Tek kişilik bir bedeni sevmiyorum.)

Bir an...

Resim
Gereksiz tasvirler var içimde. Kendi süzgecinden geçtikçe Kalemime indikçe daha da sadeleşen. Boş sokaklarda çaresiz gezinirken Düşünüyorum, düşünüyorum... Farksız suretler var beynimde Göz göze geldikçe yok olan. Kaybettiklerimiz ellerimde şimdi. Hayalden öteden gidemeyen Ama yükü fazla olan.

Ölüm..

Ölümün kendine değil sevdiğine yakın olanı zor. Gözümün önündeki görüntüler bu kadar tazeyken. Olmamalıydı. Bu kadar erken olmamalıydı diyorum durmadan.

Rüya..

Neden sorusunun şu sıralar anlam bulmadığı zamanlardan bir kaç sahne aklımda. İnadına gülümserkense gözlerim yaşlı. Etrafa bakıyorum. Koca bir uçurumun ortasındayım. Dört bir yanım suyla çevrili. Kafamı kaldırdığımda kocaman bir gökyüzü. Elimi atsam yakalayacakmış gibi bulutlar. Çekiyorum nefesi içime en içime hem de. Açtım kollarını bıraktım kendimi. Suyun içindeyim şimdi. Özgürüm işte. Saçlarım tel tel olmuş istedikleri gibi dalgalanıyor. Gözyaşlarımda suya karışıyor. Suyun verdiği huzur, içimin verdiği hüzünle kaybolmayı bekliyorum. *Tüm gün fazlaca dinleyince paylaşmak istedim sanırım. (Damien Rice - 9 crimes)

BÜYÜK ÇIĞLIK MUSE

Resim
Muse... Yeni nesilin Hollywood katkılarıyla tanıdığı, bizimse yıllar önce sevgimizi güzel şarkılarla perçinleyen grup. Radiohead' i nasıl göğsümüze bastıysak, Muse da aynı şekilde. Neden? Nedensiz 10 sene sonra yine onları dinleyeceğimizden eminiz çünkü. Neyse biz gelelim yazının asıl konusuna. Muse , beklediğimiz 6. albüm "The Resistance" la karşımızda. Duyurularını bol bol yaptığı, gerek tadımlık demolarla bekledik. Albümün bütünü olarak bakarsak, gerçekten iyi. Her Muse albümü gibi kısıkta değil, yüksek seste dinleyeceğiniz, bağrınarak eşlik edeceğimiz şekilde olmuş. Evet dinlerken rüzgarda kulağınıza tanıdık melodiler gelecek. Ama sorun yok, derin nefes alın. Şarkı şarkı analiz yapmak istiyorum ama dinlemeden önce büyük önyargılarla dinlemenizi istemem. Ama yaşlı kadın modunda bazı uyarılarda bulunmadan geçemeyeceğim. Kısa kısa geçmek gerekirse; 1- Uprising: Daha şarkı başlarken anlıyorsunuz güzelliğini. Süper yükselişleri bağrınarak şarkı söylemeye itiyor. Muse u Mu...

Kod adı:Yassah hemşerim ülkesi burası

Resim
O kadar uzun zamandan sonra tatil yapmanın, hakikaten kafa dinlemenin doruğuna ulaşırım diye başladım güne. Başlangıç hiç te fena değildi aslında. Süper bir kahvaltı gibisi var mı? Kahvaltıyı diet harci düşüncelerle yaptıktan sonra anne uyarısı "misafir gelebilir" denince heryer n.ş.a. bayram standartlarına getirilir ve asıl şimdi ben boşum denir bizim evde. Elimde insan ötesi koca kupun içinde çayım oohh şöyle rahat kafayla münasebet içerisine gireyim dedim bilgisayarımla. İlk olarak tabii face :) , ondan sonra gmail-blogum, last.fm açılır bende. İlk sekme tamam, bloguma yine ulaşamıyorum ve şok last.fm koca bir yazıyla beni bekliyor. Last.fm MAHKEME kararıyla erişimimi engellemiş. Söylenme moduna geçtim ardından myspace e girdim. Hani Muse falan yeni albüm yaptı araştıracağız edeceğiz ya. Ordan da aynı cevabı aldım. MAHKEME KARARI!!! Başka bişey değil. Nasıl bir ülkede yaşıyoruz ya? Hangi mantıkla, hangi boş zamanla böyle şeylerle uğraşıyorlar bu adamlar. Hatta ileri gidece...

koca bir sancı...

"Bıraksaydın kalkıp gidecektim zaten. Tutma demiştim beni. "

Ve geldi =)

Resim
Hesi' nin sihirli ellerinden çıkmış olan bilekliğim geldi. Hem de hediyesiyle beraber. Çok mutlu ettin beni canım. Teşekkür ederim Hesi. Ellerine sağlık. * Tıkla, tıkla! =)

Bir şehre yağmur yağdı... Ben ağladım...

Resim
Nasıl bir şeydi bu yaşananlar. Koca şehrim İstanbul bu kadarda güçsüz olmamalıydı belki de. Makyajı akmış yıkılmış bir kadından farksızdı İstanbul. Ne kadar beraber olduğumuzu, ne kadar kibirli ve ne kadar bencil olduğumuzu ortaya çıkardı yağmur. Kirletildiğimizin sahnesiydi, kirlettiğimizin yada... -Sabah dünden beri dinlememek adına herşeyi yapmama rağmen sabah dinlemek zorunda olduğum haber yüzünden bu sitemim. "Azra bana sarıldı Dila kaydı gitti" diye feryad eden bir anne, "Kardeşimi yakalayabilirdim" diyen 5 yaşındaki ufak bir kız. Gözümün önünde o sahne. Bir annenin başına gelebilecek en kötü şey değil midir yaşanan? Ellerinden kayıp giden bir hayat, bir can, bir parça... - Sussam iyi olacak... Kelimeler yetersiz. Boğazımda koca bir yumruk. Umarım gün ışığı çabuk aydınlatır hepimizi...

Paco De Hulucia

İçimden geldi. Ondan da bahsetmeliyim diye düşündüm. Tepenin başına kurulmuş bir şirkette hayata bazen aynı pencereden baktığım biri bu bahsedeceğim kişi. Öncesinde az az konuşunca, işin içine müzik karışınca, zaman geçtikçe ne kadar samimi ne kadar süper bir insan olduğunu anlayıp daha da iyi olduk. Konuştukça cümlelerle valsine hayran kalmamak mümkün değil. Tabii bu kadar konuşma sonrasında nedense alakasız blogu olduğunu ve gizlediğini düşünmedim değil :) Ama aslında hiçsesaret etmemiş od a benim gibi. Birbirimiz kayıtsız kalamadık ve sonunda onu da blog alemine kattık. Bu müzik adamına http://kaybolansandal.blogspot.com/ dan ulaşabilirsiniz. Daha çok yeni. Eminim ki biriktirdiği çok cümle vardır onun şimdi. Heyecanla bekliyorum :)

Kendime yeni bir ben lazım

Resim
Akşam uyumadan önce aynı şarkıyı mırıldanıyordum, sabah aynı şarkıyla uyandım. Mutluydum gözlerimi açtığımda. Uzun zaman olmuştum. Koca bir gülümsemeyle karşıladım aynada kendimi, onca zamana inat. Değişikliklere başlamak istedim. Beni üzen insanlardan uzaklaşmak en doğru şey olur diye düşündüm. Yattığım yerden duvarlara bakıp nekadardır ruhumu buraya tıktığımı hatırladım ve odamı değiştirdim. Sonra hatamı yaptım bilmiyorum ama saçlarımın rengini değiştirdim. Biraz sanki koyu oldu ama, aynaya baktığımda mutlu ettiğini söyleyebilirim sonucun. :) Sonra uzun süredir yapmak istediğim şeyi yaptım. Uzun süredir sadece okuyup takip ettiğim Hesionka yla tanışıp, o güzel cicilerinden kendime uygun olanı aldım. Biraz zor oldu ama olsun. Okadar kibar ki, yardımlarını esirgemedi hiç. Burdan tekrardan şükranlarımı bildiriyim. Şimdi ise cicilerimi bekliyorum büyük heyecanla. Sonra tabii ki burada paylaşacağım. Ve günün şarkısı... Benim o benim :) Apocalyptica - I Don't Care

Ben kimim?

Ne kadar büyüdük? Ne kadar değiştik? Kaç kişiydik, kaç kişi kaldık? Neler istedik, neler aldık? İçimde kaç kişiydik? İçimdeki vızıltı ne zaman susar? Ne zaman huzurla yaslanır arkasına? Neydim? Ne kadar değiştim? Çok büyüdük çok. Koca bir birey olup, çalışmaya, daha çok sevmeye, daha çok üzmeye, daha çok koşuşturmaya başladık. Çok değiştik çok. Günlerce arkama bile bakmadan, daha az üzülerek hayata devam ederken, korkuyla yaşar olduk. Hemen affeder, hemen kendi içimize çekilir olduk. Çok kalabalıktık çok. Daha da büyüyoruz, durmadan hem de. İçimdeki vızıltı hiç susmaz. Sorgular sonuna kadar. Bundandır huzuru bulamayışım. Neydim bilmem ama, çok değiştim. Sevmeye daha çok alıştım. Aşık olmaktan kaçar oldum. Kaybetmemek adına da herşeyi yapar oldum.

deneme 1-2

Sanırım artık defterlerde cümle yazmaya devam edip, küflendirmek emekli olan ruhuma ait. Diğer ruhumda burda yazmaya devam edecek.