7 Nisan 2022 Perşembe

İçimdeki Fısıltılar - 5

 ___

Gölgeli bir güne güneş doğuyordu. Ben de sabrımın en uçlarında uzunca bir yürüyüş yapıyordum. Öyle ki güneş arkamdan tepemi ve omuzlarımı ısıtırken, ayaklarım gevşiyordu.  Ki o ayaklar geçmemem gereken o sınırlar içinde öyle dikkatli yürüdü ki defalarca. İşte o sınır çizgilerinin birinde, uçurumdan aşağı düşürdüm hayal kavanozumu. Parçalanması o kadar hızlı oldu ki, öylece bakakaldım. İşte düşürdüğümden beri belki bir yolunu bulmuşlardır diye çok kez yürüdüm aynı yerlerden. O günlerden biri bugün de. Bazı zamanlar bugün gibi güneşli, bazı zamanlar titremekten bile zor yürünür, bazen ise ağlar gibi yağmurlu. Ama uzun süredir gölgeli bir güne güneş doğmuyordu. İşte o yüzden, güneş sanki sırtımı delip, kalbimi ısıtıyordu. Sanki biri yürürken, bir yandan size sarılıyor gibi.

İnanmayı kaybettiğiniz zamanlar yaşadınız mı? Hani Tanrı varsa neden bu başıma geliyor dedikleri günlerden birini. Ya da içe doğru gömülüyor hissettiğiniz? İçinizde bir oda var sanki de oraya kendini kilitlemişsin de çıkmaya gücün yokmuş gibi. İşte o günlerden birini inanır kılıyor bazen biri, bir şey. Kilitli kapıyı size açtırıyor. Tanrı gibi inanca buluyor sizi. Bahanesi olmadan yanınızda oluyor. Yine inanıyorsunuz bir an. Uzun soluklu bir inanç tek başına tüm hayatı yönetebilir. Kararları verirken. Vazgeçerken. Öyle ki pişmanlık duvarını eriten büyük bir kimyasal ve tekrar kurmak istediğinde temelini yutup, sarsan cinsten. 

O zamanlardan birinde yine bu sınır çizgisinin kenarındaydım. Ellerim yine buz gibiydi. Sıkıca tuttuğum, tohumlarla dolu hayal kavanozumu düşürdüm. Parçalanması saniyeler sürdü. Kim bilir neredeler. Umarım bağımsızca tutunurlar toprağa, taşa. Bir yerlerde köklenip, filizlenirler Bu sayede yerlerini öğrenirim ben de. İnanç olurum belki de aynı yolu yürüdüğüm insanlara. En çokta bana.

Sahi, ne kadar ihtimalli, uçurumda tutunan bir tohum?

__


* Sesli olmak her zaman ses ile gerçekleşmiyor. Kelimeler yan yana ne kadar çok ses oluyor. Umarım gürültü olmamıştır. 

** Canım Dila derste bir şarkı çaldı. Uzunca cümleler döküldü. Cümleleriniz bol olsun. Bazen kayıtsız sessizlik, herkese iyi gelemiyor çünkü.



5 Nisan 2022 Salı

İçimdeki Mırıltılar - 4

 ___ 

Uzaktan gelen akordeon sesini ile irkildim. 

Kim bilir ne zamandır bakıyordum el yazına.

Melodiler dürtmese kulaklarımı,

Bir kağıda nehir akıtacaktı gözlerim.

Ne kadar zaman kalmışım öyle, bilmem.

O kadar uzun nefesimi tuttum, bir bilsem.

Üzerimde beyaza yakın bir elbiseyle,

Yüzümde her an gelir telaşı makyajı,

Ellerimse heyecanlı kuş gibi,

Oradan oraya sevdiklerini bir araya getiriyordu.

El yazın gelene kadar;

Zaman koşuyordu sana doğru,

Vuslata bir nokta da biz ekleyecektik.

Beyaz elbisem ile seni karşılayıp,

Seni tüm sevdiklerine boğacaktım.

Ah sevgilim,

Ellerin birbirine nasıl müsaade etti, bilmem.

O kelimeleri yazdığını gören gözlerin,

Ellerin kadar acımasız değil midir sence?

Gelen her adımı kadere sarıyorduk madem,

Ben de el yazını kadere teslim ederim.

Aynaya bakacak olursa gözlerim,

Uzunca göz göze kalmamaya yemin ederim.

Biberiyeler ekerim camımın önüne,

Koktukça vuslatı silerim burnumun ucundan.

___


*  Çok sevin.

** Şarkı atamasını siz yapın, paylaşın. 

İçimdeki Fısıltılar - 5

 ___ Gölgeli bir güne güneş doğuyordu.  Ben de sabrımın en uçlarında uzunca bir yürüyüş yapıyordum. Öyle ki güneş arkamdan tepemi ve omuzlar...