15 Eylül 2014 Pazartesi

Kıssadan Hisse Zamanlar - 53

__

Uğramıyordu artık..
Kış...
Yalnızlık..
Gözlerimin içine vuruyor güneş..
Gözlerimde bir avuç gözyaşı..
Kalabalık bir yeşil..
Kalabalık ağaçlar..
Kuşlar..
İnsanlar...

Sırtımı dayadım...
Ağaç gibi..
Nefesini hissettiğim O'na..
Yaz sıcaklığında...
Yaz rüzgarı yumuşaklığında...
Değiyor yüzüme şimdi yavaş yavaş..
Ilık...
Esiyor..
Akşamüstü...

Yeşilin üstünde..
Köksüz ağaca dayalı sırtım..
Yazı betimliyorum kendimce..

Ailemden uzak..
Kendi şehrimde..
Buraya aitim..
Öyle olmalı..
Beraber nefes aldığım adam..
Ömür boyu mu??
Bilmiyorum..
Yarın yaşayacak mıyız?
Bilmiyorum..
Umurumda mı?
Bilmiyorum..

Düşünüyorum..
Bir ipin üstünde yürümek mi?
Uçmak mı?

İpten düşmek mi?
Uçarken düşmek mi?
Korkmuyorum...

__

* Güzel başlangıçların zamanı şimdi.. Okul hayatına geri dönüyorum.. Güzel dualarınızı eksik etmeyin..

** Mak Mek Mok şarkısını daha öncede paylaşmış olabilirim. Kadınm Demet Evgar' ın Kemal Hamamcıoğlu ile beraber söylediği bu şarkıyı tüm haftasonu söyledim... Sizler de dinleyin.. Ve tabii ki çok sevin!



18 Ağustos 2014 Pazartesi

Kıssadan Hisse Zamanlar - 52

__

Sardı etrafı yine o koku..
Çekiyorum içime derin derin..
Yavaş yavaş..
Bir başka oluyorum..
Ciğerlerim aç kalmış gibi..
Saldırıyor her zerreciğe..

Aklımda küçük bir gemi..
Maviye bulanmış her yanı..
Kendini özgür sanan..
Kağıttan ..

Bir med cezir gerek bize..
Bir med cezir sadece..
Dipten başlamak için..
Nereden başladığımı bilmemek için..
Göğü tekrardan görmek için..
Tekrardan nefes almak için...
Gerçekten özgür olmak için..

__

* Uğruna öleceğin ne sınır olmalı, ne de toprak.. Ruh gibi özgür olması imkansız ama insan yine de istiyor..

** TRT Müzik kanalında denk geldiğim Kulaktan Kulağa programında dinledim ilk olarak Bremin Mızıkacıları' nı... Suzan Suzi türküsünü söylüyorlardı açtığımda televizyonu.. O kadar güzel ve içtendi ki.. Dinlemenizi tavsiye ederim.. Çok sevin bakalım...


2 Mayıs 2014 Cuma

Kıssadan Hisse Zamanlar - 51 / Bir Başka Yer


Uğrarsın ara sıra..
Bakışların bekler köşede..

Bilirim..
Elinde değil..
Gizli olan..
Güzel olan..

Dönüyor küre durmadan..
Sen sabit yerinde..
Gizlice baktığını sanan..
Merhaba Dünya!

Kayan bir yıldız ileride..
Dileğimi tutturuyorum ucuna..
Vardığını sandığım yerde..
Dileğim ..
Seninle..

İpince bir yol var..
Geçilmez zannedilen..
Işık var sonunda..
Geçmek gerek diyorum..
Parmak uçlarında..
Geçiyorum nazikçe..
Ellerim..
Seninle..

Aldığım nefes..
Verdiğimiz nefes..
Kimyası başka..
Denk düşmüyor burayla..
Gidelim diyorum..
Gitmek..
Başka yere..

Gitmek..
Bir avuç deniz..
Gitmek..
Bir parmak yol...
Seninle..

Çıkıyoruz yola..
Zamanı farketmeden..
Varıyoruz sonunda...
Bilinmeyen bir yere..
Bize ait..

Gizli...
Zor sanılan..
Keşfedilmemiş..
Sadece bize ait olan..

Merhaba Dünya..
Uzaklardan bildiriyorum sana..
Çok uzağız tanıdıklara..
Kaybettiğin bir şehir..
Artık bize ait olan..
Dokunamaz artık kimse bize..

* Uzun zamandan sonra kalemi elime aldım. Başka yollara çıkıyor yazılarım. Ayrıca yazılarımı sayılandırmak bir yana, bir de isimlendirme zamanım da gelmiştir. Ne dersiniz?
**  Ludovico Einaudi eşlik ediyordu yazarken "Dietro Casa" parçasıyla.. İyi geleceğinden eminim.. Güzel zamanlar.. Ve evet, tabi ki çok sevin!


10 Mart 2014 Pazartesi

Otizm Bir Hastalık Değildir / Otizmli Mustafa İçin Destek


İlk defa böyle bir yazı yazmak durumunda kalıyorum.
Dün akşam kapımı çalan bir anneden bahsetmek istiyorum sizlere. İnternet kocaman bir kaynak  madem. Sebep olmak istiyorum güzel olacak herhangi bir adıma.


Annemizin adı Fatma İnan. Elinde kendi yaptığı lifler. Lifleri ne sebeple sattığını anlatıyor.. Kesinlikle dilenci değil. 
Fatma Hanım' ın otizmli bir oğlu var.. Mustafa.. Gurur duyuyor onunla. Eğitimle neleri aştığından bahsetti. Daha da gelişeceğinden emin. Ama maalesef otizmli bir çocuğunuz var ise hele ki maddi durumunuz kötü ise ne kadar daha zorlanılabileceğinden bahsetti. Tek derdi oğlunu topluma kazandırmak için eğitimine devam ettirtmek. Bunun için de desteğe ihtiyacı var. Lütfen yardımlarınızı esirgemeyin. 

Bu sefer ki yazım düşler ülkesinden değil. Yanımızdan geçip giden herhangi bir kadının, annenin hikayesi.. Derdimse sadece yardım etmek.. İletişin numarası ve Hesap numarasını aşağıda paylaştım. İnanma duygunuzu kaybettiyseniz buraya tıkladığınızda Mustafa arkadaşımız hakkındaki habere ulaşabilirsiniz. Ayrıca sadece para olarak da değil. Bu konuda ülke olarak eksiğiz. Daha farklı çözüm yolları için bile olsa aşağıdaki telefon numarasından desteğinizi sağlayın.

Mustafa İnan için destek ve bağışlarınız için;

Fatma İNAN - 0530 554 58 01

Hesap No: ZİRAAT BANKASI 
1796 54593876 5001

Umarım Mustafa için sonraki adımlarına sebep, geleceği oluruz.

Çok sevin..

Teşekkürler,

23 Şubat 2014 Pazar

Ferzan Özpetek 'in İstanbul'u Kıpkırmızı


__ "Hiçbir şey aşktan önemli değildir." der yazar Ferzan Özpetek.. Önemli midir? __


İlk kitap.. 
İlk deneme.. 
Göstermekten daha zor olan kelimelerle anlatmaktır.. Doğru bildiği, istediğini anlatmak özellikle.. Okuyucunun hayal gücüne bırakmak.. Onlar hikaye kahramanlarını düşlerinde yaratırken her birine eşlik etmek.. Kitabı bitirtmeyi sağlamak.. Bittiğinde ise "İşte bu." dedirttirmek..

Ferzan Özpetek'in de insani duygularla bunu düşündüğünden neredeyse eminim. Fakat Ferzan Özpetek deyince şöyle bir gerçek var ki; o da kesinlikle Ferzan duyguların adamı. Bunu bir cinsiyet seçmeden yapıyor. Seçimleri her ne olursa olsun bunu "AŞK" için yapıyor.. 

Okuduklarınızdan anladığınız doğru. Bir Ferzan Özpetek hayranıyım ve toz konduramıyorum ona. Bugün kuracağım her cümle O'nun şerefine..

"İstanbul Kırmızısı" kitabını okudum ve duygularımı herkesle paylaşmak istedim. 

Kitap bir adam ve bir kadının kendi öykülerini anlatıyor. Romanda adam karakteri Ferzan' ın -ki ona ismiyle hitap etmek beni utandırsa da. -  ta kendisi. Kendini anlattığı her satırda, filmlerinden sahneler gözünüzün önüne gelecek. Kendini sahneye koyan bir adamın hikayesini okuduğunuz bu satırlarda bulacaksınız. Her satırında aşkı kutsuyor. Ve üzerine basa basa söylüyor : "İnsan iki şeyi aynı anda sevebilir mi? Sever." diyor. Bunu iddia ederken satır satır anlatıyor. Hikaye güncel.. Emek sineması.. Gezi zamanları.. İlk hisleri.. Ailesi..  Kadın karakterine gelince; O da bir turistin hikayesi.İstanbul,kadın,evlilik, arkada bırakılanlarla turist değil bir "Kadın" hikayesi. Çok tanıdık olanlardan...

Kısacası Ferzan' ın içindeki bir hikayesine davetlisiniz..Evine davet ediyor aslında okuru. Filmlerinde sıkça izlediğiniz o kocaman aile sofralarından birinde, kendinize bir sandalye çekip, hikayeye katılıyorsunuz. Kitabı okuyup bitmesi kısa sürünce anlıyorsunuz ki zaten kısa bir hikayenin içindesiniz. Sadece bir kitap sayesinde.. 

İddialı, sevmeyi bilen bir adamın kötü bir yapıtı olabileceğine inanmıyordum. Haksız da çıkmadım.

Yazarın notu: 

Baksana etrafına okur... Neler kırmızı... Kadını güçlü hissettiren herhangi bir kırmızı ruj... Beyoğlunda bir simitçi arabası.. Belki de bir sokak tabelası.. Ufacık bir kesik etkisi.. Batan bir güneş.. 

Ve aşk... Aşk için ölmeli aşk o zaman aşk demiş ya Sezen.. Haksız sayılmaz.. Aşk için elinden geleni yapan ama kolumdan tutup benimlesin diyen adamı seviyorum. Aşkı seviyorum.. Sevilmeyi seviyorum. Sevmeye aşığım. 

** Ferzan deyince Sezen Aksu diyeceğim tabii.. "Gitmem Daha" şarkısını ben yazsam böyle yazardım dediğim şarkılardan biri.. Sözlere dikkat.. Çok sevin Ey Okur... 





12 Şubat 2014 Çarşamba

Kıssadan Hisse Zamanlar - 50


________

Kış biter.

Çiçekler açar.

Yağmur yağar.

Deniz kokar.

Gemi gider.

Kuş uçar.

Aşk kalır.

Aşk hep vardır.

Masallar güzeldir.

Hep bir kahraman vardır.

Hikayeler değişir..

İnsan değişir..

Ama herşeyin başı huzur..

İnanmak bir de.

________


* Deli bir kadından korkmaya gerek var mı? Dilinden neler çıkacağı, neler yazacağı belli olmasa da...

** Nick Cave - In to my arms şarkısıyla, "Çok sevin." der, iyi zamanlar dilerim.



21 Ocak 2014 Salı

Bir Bülent Ortaçgil Konseri

__

Kocaman bir adam..
Sahnenin ortasında..
Umursamaz umurlu tavırlarıyla..
Hep tanıyormuş gibi ama mesafeli bir adam..
Anlatacak bir sürü anısı olup..
Kendine saklayan,
Dinleyenin ağzına bir parmak bal çaldıran..
Bülent Ortaçgil..

__

Dün akşam Beşiktaş Kültür Merkezi'nde konseri vardı. 
Benim ilk canlı dinleme fırsatım.
Tavırları, sesi ve ona eşlik eden grubu klavyede Baki Duyarlar, davulda Cem Aksel,elektrogitarda ise Barlas Tan Özemek ile normallikten 2,5 saat uzak kaldık.
Şarkı aralarında sitemkar halleri çocuksu ve komikti. Çoğu bizim doğmadığımız zamanlarda yayınlanan albümlerden oluşan şarkılarına eşlik ediyorduk. Yıllarca hiç değişmedi diyordu. Değişime açık olmayan halimizi böyle cümle aralarına sıkıştırıyordu Bülent Abi. Güldük.. Ama haklıydı.

Şarkılarını dinlerken de aynı hissiyata kapılmıyor musunuz? Özellikle Ege Ortaçgil' e yazmış olduğu "Canım Kızıma Mektup" şarkısında da üzerine basa basa demiyor mu?

"Diyeceğiz sana “İnsan Hakları” 
O gün sakın açma gazeteleri
Diyeceğiz sana kardeşlikten barıştan… 
Dakikada binler ölüyor açlıktan
Demeyeceğiz tabii: “En özgür, gelişmiş ülkeler en sıkı silah tüccarları” 
Onu artık sen bulacaksın."


Oturup siyasetten, yaşamamızdan bahsedip, havayı griye boyamayacağım.

Özet olarak; çok güzel bir konserdi. "Sensiz olmaz", "Eylül akşamı" ve hele ki "Ben Bunları Kimseye Anlatmadım" şarkılarını yine de canlı dinlemek lazım..

Kız kardeşime gönderdiğim videoyu paylaşarak yazımı bitiriyorum.

Aaa bir de unutmadan... Çok sevin.


14 Ocak 2014 Salı

Metis Notları - 2 / Geciken Yılbaşı Postu (Hediyesi İçinde)

__ Yaz geçer.. Yine gelir yaz, iyi gelir sözcükler... der Murathan Mungan... Samimi söylüyorum... Sıkıntıdan değil.. Birden dökülüyor cümleler.. 
__


* Metis 2014 defterine ilk satırlar yazılır..  

** Herşey olması gerektiği gibi. Elimden birşey gelsin istemiyorum. Olsun kendiliğinden. Bu sefer ben çizmek istemiyorum olacakları. Çizmeye çalışıp oldurmak peşinde koşmak istemiyorum. İşte bu istememek mutlu etsin istiyorum..Yılbaşı laneti de bozuldu dostlar...  2014 yılı hoşgeldi... Çok mutlu olun... Bu seneyi bırakın kendine.. Kendinizi de öyle... Sevmeye devam... 

*** İzlemekten hem keyif alıp hem kıskanan biri olarak paylaşmak istedim... Evet Victoria's Secret Melekeleri ;))


İçimdeki Fısıltılar - 5

 ___ Gölgeli bir güne güneş doğuyordu.  Ben de sabrımın en uçlarında uzunca bir yürüyüş yapıyordum. Öyle ki güneş arkamdan tepemi ve omuzlar...