31 Mart 2022 Perşembe

Kıssadan Hisse Zamanlar - 73

 ___

Tek katlı o küçük ev çok uzakta.

Çevresini solmuş yaprakların koruduğu.

Yaşlı kestane ağacının döktüğü.

Göğüslerini  açmış yapraklar,

Rüzgara aldırış etmeden,

Yağmurla daha da sıkılaşan,

Toprağın üstünde el ele vermiş koca bir bariyer.


Tek katlı o küçük ev gözlerimin az ötesinde.

Kapısından girince hemen giremeyeceğim.

Demir aralıklardan güç bulup,

Konuşacağım bir sürü cümle yazacağım.

Yapraklara söyleyeceğim önce,

Aklımın mürekkebinin ihanetine uğramazsam,

Bir bir sayacağım cümleleri art arda sana da.


Tek katlı o küçük ev, evet ben geldim.

Ama önce o yaşlı kestane ağacına selam vereceğim.

Kalbimi ellerine alıp, sakinleştirmesini,

Kökleriyle içimdeki tüm korkuları çekmesini,

Dallarıyla sırtımı sıvazlayıp cesaretlendirmesini,

Karşına çıktığımda aklımdaki tüm cümleleri,

İçimdeki tüm duyguları önüne sereceğim.


İşte bak, tek katlı o küçük evdeyiz,

Katettiğim yolların tüm renklerini,

Bunca zamanın birikmiş özlemini getirdim.

Kapının ardında bıraktım  tüm yüklerimi,

Büyük sırrımızı paylaşan o yaşlı kestane ağacına.

O küçük evin etrafında olan herkes şahit.

Farkında mısın peki kapının ardındakilerden?

___

* Çok konuşasım yok. Köşemden okuyup, izliyorum, dinliyorum. Geçen hafta yazdıklarımdan birini bugün düzenleyip, paylaşmak istedim sadece. 

** Şu sıra aklımda tek soru var? Yaşamak için ne kadar cesurum? Bazen çok yüksek ama kendi kriterleri içerisinde tutuyorum. Ya siz ne yapıyorsunuz? Aa gitmeden dip not hep çok sevin. 

*** Defalarca dinlediğim için paylaşmadan olmazdı. 













23 Mart 2022 Çarşamba

İçimdeki Mırıltılar - 3

 ___

İçinde uzun zamandır birikmiş büyük çığlıkla haykırdı kadına;

- Nereye?

Duyacağından emin, güçlü bir tonla.  Sorunun eli olsa durduracak gibi.


Kadın her an durdurulmaya hazır bir yavaşlıkta yürüyordu. Olabilecek her hamleyi kaçırmamak için elinden geleni yapmalıydı. Öyle ya. O kalmak istemişti.  Kalmak istiyorum demek yerine kal desin diye kurmuştu tüm cümleleri. Susup kalan taraf oydu. Bir şey demeliydi. Bir şey yapmalıydı. Donuk gözleriyle, hep aynı zamanda aynı yerde buluşan sıradan bir arkadaş gibi davranırken bile mağrurluğunu ve kararlılığını hep koruyordu. Hayatında ne zaman bu kadar çok kendini ifade etmeye çalıştığını hatırlamaya çalışmıştı bir önceki akşam. Hiç kimseye demek ne kadar iddialı olduğunu bildiğinden, yanına bir örnek daha bulmak istedi. Bulamadı. Eğer o aradığı örnek olsaydı, olabilecekler listesi dizecekti ucu olmayan.

Kendini hiç açıklamak zorunda mı kalmamıştı? 

Belki de hiç geç kalmamak için koşmamıştı?

Hiç geç kalmamaya çalışmamıştı belki de?

Ama kadın geç kalmanın yaşamsal ve cümlesel tüm detaylarını biliyordu. O yüzden aklına gelen cümleleri söylemeyi, atılan adımları, beklemeyi, vazgeçmek zorunda kalmayı ve sonunda böyle olması gerekir demenin naif kırgınlığının tüm detaylarını çizerdi. 

"- En güzel eserim bunun üzerine olacak." diye yürümeye devam etti.


___


* Herkes kendi sonunu kendi yazmalı. Ben bir ana getirmek istedim sadece. Siz ne yapardınız diye? Kim olmayı tercih ederdiniz? 

** Ruhu var bazı yazıların, canı devam etmek istemeyince edemiyorsunuz. Bugün Yeliz'e bir söz verdim ve onu tutuyorum. Yarım kalmış değil de devamını sizin yazdığınız bir yazı olsun istedim. 

*** Beni yutkunurken ve aynı anda yazarken zorlayan şarkıları seviyorum diyelim.




8 Mart 2022 Salı

Hücre Notları - 8

____

Derin bir karanlığa uzunca baktınız mı hiç?

Ben baktım, zamanı ne kadar kestiremediğim.

Önce ürküyor insan, siyaha bulanacak diye.

Sonra o düşkün sessizliğe teslim oluyor.

Nereye baktığının bile önemi yok sanıyor.

Halaskar düşünceler etrafa savruluyor.

Vadesini ve gücünü ispatlayanlardan biri,

Oradan alıp, gözlerini mühürlüyor. 

O günlerden birinde buldum tüm renklerimi.

Nefes alamayıp, anlam bulmaya çalıştığım bir gündü.

Öyle ki karanlık, zifti ile bir daha sıvıyordu gözlerimi.

Tam halsiz bir yaş yüzümden akarken,

Karşımda bir sürü anlamsız renk çemberleri dolaştı önce,

Sonra o ıslaklık arttıkça renk bir filme dönüştü. 

İlk kez kendimi izlemenin şaşkınlığı, 

Şimdi zamanı mı? sorusunun keskinliği arasında,

Büyülenmiş gibi izledim uzunca.

Ağzında hep aynı şiir vardı uydurduğu,

"Ne sabah ne de akşam yokken,

Saatleri karanlıklar yutmuşken,

Neredeyse tüm ömürlerde beraberken,

Şimdi neredesin sevgili?"


___


* Hep kısa cümleler kurasım var aslında. Sanki uzatıp, karşı tarafı sıkmayalım düşüncesi ile. O nereden çıktı şimdi? Söyle bakalım Merve?

**  Bıkmadan usanmadan en uzun yaşayan kelebek gibi "Çok sevin!" diyeceğim. Daha bulaşıcı, daha iyileştirici ve  daha güzel bir duygu tanımıyorum çünkü.

*** Yazarken defalarca dinleyip, nota zehirlenmesi yaşıyorum.


1 Mart 2022 Salı

Hücre Notları - 7

 ___

Sarı sıcak bir ıslaklık,

Tuzu saçlarına yapışmış,

Güneşi yanaklarına yerleşmiş, kırmızı.

Pervazı gözlerine koymak gerekti.

Bakamıyordum uzunca.

Bakabilir miydim?

Sanmıyorum.

Bu kadar nemliyken gözlerim.

Ne zaman baktıysam sana,

Umursamaz gibi gözlerin uzakta,

Kulakların ve dudakların asılı merakta.

Kendinden emin olmayan tek yer ellerin,

Nereye koyacağını bilmediğin.

Dinlemeyen çocuk gibi her şey ile  temasta.


Bilmiyorum.

Tüm ayrıntılar nasıl bu kadar aklımda?

Gözlerimi kapattığımda, işte orada!

Ne zaman dalsa gözlerim, karşımda.

Öyle sakin ve sessiz ki anılarım. 


Anılar hareketsiz olur mu?

Akmasın, donsun istemişim o an.

Hatırladıklarımı çerçevelemişim aklımda.

Uzunca zaman bakayım diye.

Uzunca konuşayım zihnimde,

Uzunca hayaller koyayım diye yanına.

Böyle değil miydi?

Böyle olmalı sessiz antlaşmamız.

Yoksa tarif etmesi zor, 

İmkanı sızı ile buluşturup,

Her şeyi imkansız yapmanın becerisini.

Kilometrelerin uzunluğunu,

Kelimelerin milyonlarcasını,

-saydıların sınırsızlığını,

Sadece "iste" emri siliyordu değil mi?


Tanrım duyuyorsun biliyorum.

O resme bakalım mı beraber?

Sadece ağlarken yine sarılır mısın bana?


____


* Çok sevin!

** Çok okuyup, değiştirmek yerine yarım kalanı bir kere okuyup, devam ettiği takdirde de belki bir şeye çeviririm diye yazıp sonrasında paylaşıyorum. Maksat ölümsüzlüğü bir yerden yakalamak değil mi?


İçimdeki Fısıltılar - 5

 ___ Gölgeli bir güne güneş doğuyordu.  Ben de sabrımın en uçlarında uzunca bir yürüyüş yapıyordum. Öyle ki güneş arkamdan tepemi ve omuzlar...